İsveç'te 11 Eylül'de yapılacak genel seçimler yaklaşırken, kamuoyu yoklamaları iktidardaki Sosyal Demokratlar ile sağ blok arasında kıyasıya bir yarışa işaret ediyor. Ancak bu sıkı mücadelede, aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın (SD) beklediği büyük atılımın gerçekleşmeyebileceği ve Rusya'nın seçim öncesi manipülasyon çabalarının gölgesinin seçim sonuçlarını etkileyebileceği belirtiliyor. Ülkenin NATO üyelik süreci ve artan ekonomik sorunlar, seçmen davranışını şekillendiren ana faktörler arasında.
Seçim Yarışında Dengeler ve İsveç Demokratları'nın Konumu
İsveç'te sol görüşlü Sosyal Demokratlar, Başbakan Magdalena Andersson liderliğinde iktidarını korumaya çalışıyor. Anketler, Sosyal Demokratlar'ın %30 civarında oy desteğine sahip olduğunu, sağ blokun ise toplamda benzer bir orana ulaştığını gösteriyor. Sağ blokun en büyük bileşeni konumundaki Ilımlı Parti (Moderaterna) %20 civarında seyrederken, İsveç Demokratları'nın oyu %18-20 bandında dalgalanıyor. SD, 2018 seçimlerinde %17,5 oy almıştı. Bu kez daha yüksek bir oy oranı hedefleyen parti, özellikle suç, göç ve entegrasyon konularında sert söylemleriyle öne çıkıyor. Ancak son dönemdeki anketler, partinin oy artışının sınırlı kaldığını ve sağ blok içindeki ağırlığının beklenen düzeyde olmadığını gösteriyor.
Seçim kampanyasının ana gündem maddeleri arasında enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon, sağlık hizmetleri ve çeteler arası şiddet olayları yer alıyor. İsveç, son yıllarda özellikle büyük şehirlerde artan silahlı şiddet olaylarıyla mücadele ediyor. Bu durum, sağ partilerin sert politikalar vaat etmesine zemin hazırlıyor. Ancak İsveç Demokratları'nın bu konulardaki söylemleri, diğer sağ partiler tarafından da sahiplenildiği için partinin ayrıştırıcı etkisi azalıyor.
Rusya'nın Gölgesi ve Dış Müdahale Endişeleri
İsveç güvenlik servisleri ve bağımsız araştırma kuruluşları, Rusya'nın seçim sürecine müdahale etmeye çalıştığına dair kanıtlar olduğunu belirtiyor. Özellikle sosyal medyada yürütülen dezenformasyon kampanyaları, İsveç'in NATO üyelik başvurusu ve göçmen karşıtı söylemleri körükleyerek siyasi istikrarsızlık yaratmayı amaçlıyor. Rusya'nın, İsveç Demokratları da dahil olmak üzere aşırı sağ partileri dolaylı olarak desteklediği iddia ediliyor. Ancak bu müdahale çabalarının seçmen üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir; zira İsveç kamuoyu, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Moskova'ya karşı büyük ölçüde olumsuz bir tutum sergiliyor.
İsveç'in NATO üyelik süreci, seçim kampanyasının önemli bir parçası. Ülke, Mayıs 2022'de Finlandiya ile birlikte NATO'ya başvurmuş, ancak Türkiye'nin itirazları nedeniyle süreç henüz tamamlanamadı. İsveç, Türkiye'nin taleplerini karşılamak için PKK/YPG ile bağlantılı kişilere yönelik yasal düzenlemeler yapmayı kabul etti. Bu konu, seçim öncesi siyasi tartışmalarda önemli bir yer tutuyor. Sosyal Demokratlar, NATO üyeliğinin güvenlik için kritik olduğunu savunurken, İsveç Demokratları da NATO'ya destek veriyor ancak daha şüpheci bir yaklaşım sergiliyor.
Rusya'nın seçimlere müdahalesi, sadece İsveç'e özgü bir durum değil; Batı demokrasilerine yönelik genel bir tehdit olarak görülüyor. ABD ve AB, Rusya'nın dezenformasyon faaliyetlerine karşı ortak önlemler almaya çalışıyor. İsveç gibi ülkelerde yapılan araştırmalar, seçmenlerin yabancı müdahaleye karşı duyarlılığının arttığını gösteriyor. Bu durum, seçim sonuçlarını doğrudan etkilemese de siyasi söylemi şekillendiriyor.
Ekonomik Belirsizlikler ve Seçmen Tercihleri
İsveç ekonomisi, pandemi sonrası toparlanma sürecinde zorluklarla karşılaşıyor. Yüksek enflasyon, artan faiz oranları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, hane halkının alım gücünü düşürüyor. Özellikle konut kredisi faizlerindeki artış, borçlu haneleri zorluyor. Ekonomik endişeler, seçmenlerin iktidar partisine yönelik desteğini azaltabilir. Ancak muhalefetin alternatif bir ekonomik program sunmada zorlanması, Sosyal Demokratlar'ın elini güçlendiriyor.
İsveç Demokratları, ekonomik konularda daha çok göç ve suçla mücadele ekseninde kampanya yürütüyor. Partinin lideri Jimmie Åkesson, son yıllarda partiyi ana akım sağa taşımaya çalışsa da, partinin kökleri aşırı sağda olduğu için bazı seçmenler tarafından hâlâ mesafeli yaklaşılıyor. Sağ blokun diğer partileri, İsveç Demokratları ile işbirliği yapma konusunda isteksiz. Bu durum, sağ blokun hükümet kurma olasılığını azaltıyor ve seçim sonrası uzun süreli belirsizliğe yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç seçimleri, Türkiye'nin NATO genişlemesi ve İsveç'in üyelik süreci açısından önemli. Türkiye, İsveç'in PKK/YPG ile bağlantılı kişilere yönelik tutumunu ve iade taleplerini yakından takip ediyor. Seçim sonuçları, İsveç'in NATO üyeliği konusundaki kararlılığını ve Türkiye'nin taleplerine yaklaşımını etkileyebilir. Ayrıca, İsveç'teki siyasi istikrarsızlık, Avrupa güvenlik mimarisini ve Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Rusya'nın İsveç seçimlerine müdahale girişimleri, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu benzer tehditlere işaret ediyor ve Ankara'nın Batı ile işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor.