Rusya Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna’daki savaşta ‘nesnel (objektif) bir arabulucu’ olmadığını açıkladı. Moskova’nın bu çıkışı, Washington’un son aylarda yürüttüğü mekik diplomasisi çabalarında belirgin bir ilerleme kaydedilememesinin ardından geldi. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, ABD’nin ‘savaşın bir tarafı olduğunu’ ve bu nedenle müzakerelerde tarafsız bir arabuluculuk yapamayacağını vurguladı. Açıklamalar, Rusya’nın Ukrayna’daki işgalinin iki yılı aşkın süredir devam ettiği ve barış görüşmelerinin henüz somut bir sonuç vermediği bir dönemde yapıldı.
Gelişmenin arka planı
ABD, Ukrayna krizinde Kiev’e verdiği askeri ve siyasi destekle sürecin doğrudan bir parçası haline gelmiş durumda. Biden yönetimi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını kınamak ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunmak amacıyla çeşitli diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak bu girişimler, Moskova tarafından ‘tek taraflı’ ve ‘Rus çıkarlarını dikkate almayan’ süreçler olarak nitelendiriliyor. Rus yetkililer, ABD’nin Ukrayna’ya silah sevkiyatı yapmasını ve Ukrayna’nın NATO üyeliği hedefini desteklemesini ‘barış sürecine engel’ olarak görüyor.
Son haftalarda, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve diğer üst düzey yetkililerin bölgeye yaptığı ziyaretler de dahil olmak üzere bir dizi diplomatik temas yaşandı. Ancak bu temaslar, ateşkes veya barış anlaşmasına yönelik herhangi bir somut adım getirmedi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin barış formülü olarak bilinen 10 maddelik planı da henüz uygulanabilir bir çerçeveye oturtulamadı. Rusya, bu planın ‘Moskova’nın taleplerini tamamen dışladığını’ belirterek reddediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya’nın ABD’nin tarafsız olmadığı yönündeki açıklamaları, Ukrayna savaşının çözümünde uluslararası toplumun rolüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Çin ve Hindistan gibi ülkeler, çatışmanın başından bu yana arabuluculuk roller üstlenmeye çalışırken, Moskova sıklıkla ‘Batılı ülkelerin’ taraflı olduğunu öne sürüyor. Öte yandan, Ukrayna ve Batılı müttefikleri, bu tür eleştirilerin Rusya’nın kendi saldırgan politikalarını meşrulaştırma girişimi olduğunu savunuyor.
Bu gelişme, aynı zamanda Rusya’nın alternatif diplomasi kanalları arayışını da gösteriyor. Moskova, son dönemde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi ülkelerle görüşmelerini yoğunlaştırdı. Kremlin’in hedefi, Batı’nın baskısını dengelemek ve kendi çıkarlarını gözeten müzakere masaları oluşturmak. Ancak Batılı analistler, Rusya’nın bu çabalarının ‘savaşı bitirmekten ziyade mevcut pozisyonunu korumaya yönelik’ olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında hem Rusya hem de Ukrayna ile diyaloğu sürdüren az sayıda ülkeden biri. Ankara, daha önce İstanbul ve Antalya’da düzenlenen müzakerelere ev sahipliği yapmış, tahıl koridoru anlaşmasında kritik rol oynamıştı. Rusya’nın ABD’nin arabuluculuk rolünü reddetmesi, Türkiye’nin alternatif bir diplomatik kanal olarak önemini artırabilir. Ancak Moskova’nın bu açıklamaları, Türkiye’nin Batı ile ilişkileri ve NATO üyeliği göz önüne alındığında, Ankara’nın pozisyonunu daha karmaşık hale getirebilir. Türkiye, denge siyasetini sürdürmek için her iki tarafla da ilişkilerini korurken, kendi güvenlik ve ekonomik çıkarlarını da gözetmek zorunda.