Manş Denizi'nde Salı günü yaşanan gerilim, uluslararası deniz hukuku ve güvenlik dengelerini yeniden gündeme taşıdı. Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı bir savaş gemisi, bölgede seyreden bir İngiliz yatına uyarı ateşi açtı. Olay, İngiltere Başbakanı Keir Starmer tarafından 'derin endişe verici ve pervasızca' olarak nitelendirildi. Rusya, yatın 'tehlikeli bir rotada' ilerlediğini ve birkaç kez uyarılmasına rağmen rotasını değiştirmediğini savundu. İngiltere ise olayı uluslararası sularda kabul edilemez bir provokasyon olarak değerlendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Rus savaş gemisinin İngiliz yatını tespit etmesinin ardından birkaç kez telsizle uyardığı, ancak yatın rotasını değiştirmediği belirtildi. Bunun üzerine savaş gemisi, uluslararası deniz hukukunun öngördüğü şekilde uyarı ateşi açtı. Açıklamada, 'Yat, gemimize tehlikeli bir şekilde yaklaştı. Alınan tüm önlemlere rağmen rotasını değiştirmeyince uyarı ateşi açmak zorunda kaldık' ifadelerine yer verildi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise olayı 'derin endişe verici ve pervasızca' olarak nitelendirerek, Rusya'nın bu tür eylemlerinin uluslararası deniz güvenliğine tehdit oluşturduğunu söyledi. Starmer, 'Majestelerinin hükümeti, Rusya'nın bu agresif tutumuna karşı gereken adımları atacaktır' dedi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı da olayla ilgili Rusya'nın Moskova Büyükelçisi'ni bakanlığa çağırdı.
Olayın yaşandığı Manş Denizi, dünyanın en yoğun deniz trafiğine sahip bölgelerinden biri. Bölge, özellikle NATO üyesi ülkelerin savaş gemilerinin sıkça geçiş yaptığı bir su yolu olarak biliniyor. Son yıllarda Rus savaş gemilerinin bölgede artan varlığı, NATO'yu alarma geçirmişti. 2021 yılında da benzer bir olay yaşanmış, bir Rus savaş gemisi Hollanda firkateynine yakın manevra yapmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Rusya ile Batı arasında son dönemde artan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Ukrayna savaşının başlamasından bu yana NATO-Rusya ilişkileri tarihin en düşük seviyesinde seyrediyor. NATO, Doğu Avrupa'daki varlığını artırırken, Rusya da Batı'ya karşı 'güç gösterisi' yapmayı sürdürüyor.
Uzmanlar, Rusya'nın Manş Denizi'nde böyle bir eylemde bulunmasının, İngiltere'ye ve dolayısıyla NATO'ya yönelik bir uyarı niteliği taşıdığı görüşünde. Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Dr. John Lough, 'Bu, Rusya'nın sadece Ukrayna'da değil, Avrupa'nın diğer bölgelerinde de askeri gücünü göstermek istediğinin bir işareti' dedi. Lough, olayın aynı zamanda uluslararası deniz hukukunun sınırlarını zorlamaya yönelik bir test olduğunu vurguladı.
Öte yandan, Rusya ile İngiltere arasında diplomatik kriz yaşanması da bekleniyor. İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, Rusya'nın Moskova Büyükelçisi Andrey Kelin'i bakanlığa çağırarak resmi bir protesto notası verecek. Kelin'in, olayla ilgili İngiltere'ye kendi bakış açılarını aktarması bekleniyor. Görüşmenin ardından iki ülke arasında gerilimin daha da tırmanması olasılık dahilinde.
Bu olay, aynı zamanda uluslararası deniz trafiğinin güvenliği konusunda da soru işaretlerine yol açtı. Manş Denizi'nden her gün yüzlerce sivil gemi geçiyor. Uzmanlar, bu tür askeri gerilimlerin sivil denizciliği de tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) konuyla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Karadeniz'de Rusya ile yaşadığı benzer gerilimleri akla getiriyor. Türkiye, Rus savaş gemilerinin uluslararası sulardaki agresif manevralarına sıkça tanık oluyor. Manş Denizi'ndeki bu olay, NATO-Rusya gerginliğinin sadece Doğu Avrupa ve Karadeniz'le sınırlı olmadığını, tüm Avrupa sularına yayılabileceğini gösteriyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz'de deniz trafiğini düzenlerken, NATO'nun caydırıcılık politikalarına verdiği destek bu tür olaylarla daha da önem kazanıyor. Ankara'nın, uluslararası deniz hukukuna saygılı ancak haklarını koruyan bir denge politikası izlemesi bekleniyor.