Ukrayna'nın başkenti Kiev'de yaşayan İrina Plekhova, 3 Temmuz'da Rusya tarafından düzenlenen bir hava saldırısında evinin büyük ölçüde hasar görmesinin ardından, aile yadigârı kıymetli eşyalarının kül olduğunu dehşetle izledi. Plekhova, dairesinin enkazı arasında yürürken sendeleyerek, kömürleşmiş kitaplar, yanmış ikonalar ve erimiş bir tespihin kalıntıları üzerinde durdu. Saldırı, şehrin sivil bölgelerini hedef alan Rus bombardımanının son halkası olarak kayıtlara geçti. Yetkililer, saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmadığını ancak maddi hasarın büyük olduğunu bildirdi.
Gelişmenin arka planı
Saldırının gerçekleştiği bölge, Kiev'in merkezi sayılabilecek bir semt olup, daha önce de benzer saldırılara maruz kalmıştı. Plekhova ailesi, Ukrayna'nın batısından gelen mülteciler olarak savaşın başında Kiev'e yerleşmişti. Aile, Rus işgalinden kaçarken yanlarına alabildikleri tek şey, nesillerdir aktarılan bu kültürel miras olmuştu. İrina Plekhova, konuşmasında 'Bu eşyalar sadece bizim için değil, tüm Ukrayna kültürü için değerliydi' ifadelerini kullandı. Saldırıda ayrıca binanın alt katlarında bulunan bir kütüphane de ciddi hasar gördü; binlerce nadir kitap kül oldu.
Olay, savaşın sivil altyapı ve kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. UNESCO, Rusya'nın Ukrayna'da kültürel varlıkları hedef aldığını belirterek uluslararası toplumu uyarmıştı. Bu saldırı, o uyarıların ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor. Ukrayna Kültür Bakanlığı, saldırı sonrası yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini ve uluslararası kuruluşlardan yardım talep edildiğini duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
Kiev'deki bu saldırı, Rusya'nın Ukrayna'nın sivil bölgelerine yönelik saldırılarının sürdüğünü ve herhangi bir ayrım gözetmediğini ortaya koyuyor. Savaşın başından bu yana binlerce sivil hayatını kaybederken, kültürel miras da büyük zarar gördü. Rusya'nın bu saldırıları, uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendiriliyor. BM ve AGİT gibi kuruluşlar, saldırıları kınayan açıklamalar yayımladı. Özellikle AB ülkeleri, Ukrayna'ya daha fazla hava savunma sistemi sağlanması gerektiğini vurguluyor. Bu saldırı, savaşın sadece askeri değil, aynı zamanda kültürel bir boyutu olduğunu da hatırlatıyor.
Küresel ölçekte, bu tür saldırılar uluslararası toplumun Ukrayna'ya desteğini artırmasına yol açabilir. Ancak savaşın uzaması, 'savaş yorgunluğu' olarak adlandırılan bir durumu da beraberinde getiriyor. Birçok ülkede kamuoyu, Ukrayna'ya yapılan yardımların sorgulanmasına neden olan ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Buna rağmen, kültürel mirasın hedef alınması, uluslararası toplumda güçlü bir tepki yaratma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında arabulucu rolü üstlenmiş ve iki taraf arasında diplomatik kanalları açık tutmuştur. Kiev'deki bu saldırı, Türkiye'nin savaşın insani boyutuna dikkat çekmesi açısından önemli bir fırsat sunabilir. Türkiye, daha önce Karadeniz Tahıl Koridoru gibi girişimlerle savaşın etkilerini hafifletmeye çalışmıştı. Kültürel mirasın korunması konusu, Türkiye'nin UNESCO nezdinde yürüttüğü çalışmalarla da örtüşmektedir. Ankara'nın bu saldırıyı kınaması ve sivil yerleşimlerin hedef alınmaması çağrısını yinelemesi beklenir. Ayrıca, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları Ukrayna'daki kültürel mirasın korunması için projeler başlatabilir.