Rusya, Ukrayna'nın başkenti Kiev'i bir hafta içinde üçüncü kez yoğun füze saldırısına tuttu. Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, saldırılar sonucunda kentin iki farklı bölgesinde yangınlar çıktığını duyurdu. Ukrayna Hava Kuvvetleri, Rusya'nın gece saatlerinde başkente yönelik balistik ve seyir füzeleri kullandığını, ancak bir kısmının hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini açıkladı. Saldırılarda can kaybı yaşanıp yaşanmadığı henüz netlik kazanmazken, enkaz altında kalanlar olabileceği belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Rusya'nın Kiev'e yönelik son saldırıları, savaşın başlangıcından bu yana en yoğun hava harekâtları arasında yer alıyor. Özellikle son bir haftadır başkent neredeyse her gün hava saldırısı alarmıyla uyanıyor. Ukrayna yönetimi, Rusya'nın sivil altyapıyı hedef alarak psikolojik baskı oluşturmaya çalıştığını savunuyor. Kiev'de hasar gören binalar arasında konutlar ve ticari işletmeler bulunuyor. Ukrayna Enerji Bakanlığı, saldırılar nedeniyle bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşandığını bildirdi. Ayrıca, Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanı, Rusya'nın saldırılarda daha az sayıda ancak daha gelişmiş füze kullanmaya başladığını belirterek, hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Kiev'e yönelik saldırılar, Ukrayna savaşının tırmanma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Rusya, özellikle kış aylarında enerji altyapısını hedef alarak Ukrayna'nın direncini kırmayı amaçlıyor. Batılı ülkeler ise Ukrayna'ya hava savunma sistemleri ve mühimmat yardımını artırma kararı aldı. ABD, Almanya ve İngiltere, Ukrayna'ya Patriot ve IRIS-T gibi sistemleri sevk etti. Ancak Rusya, bu yardımların savaşı uzattığını ve doğrudan NATO ile çatışma riskini artırdığını savunuyor. Öte yandan, Ukrayna'nın doğusunda ve güneyinde devam eden kara harekâtları, Kiev'in savunma hatlarını zorluyor. Uzmanlar, Rusya'nın hava üstünlüğünü kullanarak Ukrayna'nın lojistik hatlarını kesmeye çalıştığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kiev'e yönelik füze saldırıları, Karadeniz'in güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi kapsamında savaş gemilerinin geçişini sınırlarken, Karadeniz'deki mayın tehdidi ve ticari gemiciliğin sekteye uğraması Ankara'nın dikkatle izlediği konular arasında. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk çabaları (İstanbul süreci) ve tahıl koridoru anlaşması, savaşın seyrine bağlı olarak yeniden gündeme gelebilir. Ankara, her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutarken, savaşın tırmanması durumunda yeni bir göç dalgası ve enerji krizinin bölgesel istikrarı tehdit etmesinden çekiniyor.