Fransa'nın başkenti Paris'in hemen dışında yer alan Rungis Toptancı Gıda Pazarı, Avrupa'nın en büyük toptancı hali olarak dikkat çekiyor. Pazarın başkanı ve Dünya Toptancı Pazarları Birliği (WUWM) Başkanı Stéphane Layani, France 24 televizyonunda Delano D'Souza'nın konuğu olarak küresel gıda tedarik zincirlerini ve dünyanın nasıl besleneceğini değerlendirdi. Layani, bu yılın başlarında gıda egemenliği ve tedarik zinciri dayanıklılığı konusundaki açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Söyleşide, pandemi sonrası dönemde gıda lojistiğinin karşılaştığı zorluklar, iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri ve uluslararası ticaretin rolü ele alındı.
Rungis: Avrupa'nın Gıda Kalbi
Rungis Toptancı Pazarı, 1969 yılında Paris'in merkezindeki Les Halles pazarının yerine kuruldu. Bugün 234 hektarlık alanda faaliyet gösteren tesis, 1.200'den fazla işletmeye ev sahipliği yapıyor ve her yıl milyonlarca ton taze gıda ürününün dağıtımını gerçekleştiriyor. Pazar, sadece Fransa'nın değil, aynı zamanda Avrupa'nın dört bir yanından gelen alıcılar için kritik bir tedarik merkezi konumunda. Layani, Rungis'in günlük 20.000'den fazla aracı ağırladığını ve 12 milyon tondan fazla ürünün yıllık olarak işlem gördüğünü belirtiyor. Bu rakamlar, Rungis'i dünyanın en büyük gıda toptan satış merkezlerinden biri haline getiriyor.
Layani, söyleşide pandeminin gıda tedarik zincirlerinde yarattığı kırılganlıklara dikkat çekti. Özellikle sınırların kapanması ve lojistik aksaklıkların, taze gıda ürünlerinin taşınmasını zorlaştırdığını vurguladı. Ancak Rungis'in hızlı adaptasyon yeteneği sayesinde Fransa'nın gıda arzında ciddi bir sıkıntı yaşanmadığını ifade etti. Layani, "Toptancı pazarlar, gıda güvenliğinin bel kemiğidir. Kısa tedarik zincirleri ve yerel üretim desteklenmeli" diyerek, şehirlerin gıda ihtiyacının sürdürülebilir şekilde karşılanması gerektiğini söyledi. Ayrıca, iklim değişikliğinin meyve ve sebze üretim takvimlerini değiştirdiğini, bunun da fiyat istikrarını tehdit ettiğini ekledi.
Küresel Gıda Arzı ve Gelecek Perspektifi
Dünya Toptancı Pazarları Birliği başkanı olarak Layani, gelişmekte olan ülkelerdeki gıda dağıtım altyapılarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. WUWM, dünya genelinde 40'tan fazla ülkede 200'den fazla toptancı pazarını temsil ediyor. Layani, bu pazarların birbirleriyle işbirliği yaparak en iyi uygulamaları paylaşmasının, küresel gıda krizlerine karşı direnç oluşturacağını belirtiyor. Özellikle Afrika ve Asya'daki hızlı kentleşme, gıda talebini artırırken, yerel üreticilerin bu talebe cevap vermesi için lojistik yatırımlara ihtiyaç duyuluyor.
Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşı tahıl koridorlarını ve gübre tedarikini olumsuz etkiledi. Layani, bu tür jeopolitik şokların gıda fiyatlarında dalgalanmalara yol açtığını ve ithalata bağımlı ülkelerin kırılganlığını artırdığını ifade etti. Avrupa Birliği'nin Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamında çiftçilere sağlanan desteklerin, üretim sürekliliği açısından önemli olduğunu vurguladı. Ancak yeşil mutabakat hedefleriyle tarımsal üretim arasındaki dengeyi kurmanın zorluğuna da dikkat çekti.
Layani'nin mesajları, gıda güvenliğinin ulusal güvenlik meselesi haline geldiği bir dönemde yankı buluyor. Birçok ülke, stratejik gıda stokları oluşturma ve yerli üretimi teşvik etme yoluna gidiyor. Rungis gibi dev pazarlar, bu politikaların merkezinde yer alıyor. Layani, gelecekte daha fazla dijitalleşme ve izlenebilirlik sayesinde gıda israfının azaltılabileceğini ve tedarik zincirinin daha şeffaf hale gelebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarımsal üretim potansiyeli ve jeostratejik konumuyla Avrupa'nın gıda tedarikinde kilit bir oyuncu. Rungis gibi merkezlerle entegrasyon, Türk yaş meyve-sebze ihracatı için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak iklim değişikliği, su kıtlığı ve girdi maliyetleri Türkiye'nin üretim kapasitesini tehdit ediyor. Layani'nin vurguladığı kısa tedarik zincirleri ve yerel üretim destekleri, Türkiye'nin de gündeminde. Ayrıca, tahıl koridoru girişimleri ve gıda diplomasisi, Ankara'nın bölgesel istikrar için oynadığı rolü pekiştiriyor. Gıda arz güvenliği, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığı açısından kritik bir başlık olarak öne çıkıyor.