ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın askeri kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde azaldığını ancak Tahran'ın hâlâ bölgesel bir tehdit oluşturduğunu açıkladı. Ortadoğu merkezli yayın yapan Middle East Eye'a konuşan Rubio, İran'ın nükleer programı ve vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlere dikkat çekti. Rubio'nun değerlendirmesi, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir döneme denk geliyor.
İran'ın askeri kapasitesindeki azalma
Rubio, İran'ın balistik füze programı ve insansız hava aracı (İHA) stoklarının uluslararası yaptırımlar ve İsrail'in son saldırıları nedeniyle ciddi darbe aldığını belirtti. ABD'li bakan, 'İran'ın geleneksel askeri gücü zayıfladı ancak nükleer programı hâlâ endişe verici' ifadelerini kullandı. Rubio, özellikle İran'ın Suriye ve Irak'taki milisleri ile Yemen'deki Husileri desteklemeye devam ettiğini vurguladı.
Uzmanlara göre, İran'ın askeri kapasitesindeki bu azalma, ülkenin iç siyasetinde de yankı buluyor. Devrim Muhafızları'nın bütçe kesintileriyle karşı karşıya olduğu ve bazı projelerin rafa kaldırıldığı bildiriliyor. Ancak Tahran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirmek için askeri gücünü abarttığı yönünde değerlendirmeler de var.
Bölgesel boyut ve ABD'nin tutumu
Rubio'nun açıklamaları, ABD'nin Ortadoğu politikasında bir değişiklik sinyali olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi döneminde İran'a yönelik maksimum baskı politikası izlenirken, Biden yönetimi daha çok diplomasiye ağırlık vermişti. Rubio ise İran'ın tehdit olmaya devam ettiğini belirterek, Washington'un bölgedeki askeri varlığını sürdüreceğinin sinyalini verdi.
Özellikle İsrail ve Suudi Arabistan ile yakın işbirliği içinde olan ABD, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için 'tüm seçeneklerin masada olduğunu' yineledi. Rubio, 'İran'ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceğiz' dedi. Bu açıklamalar, bölgedeki diğer aktörler arasında da yankı uyandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın askeri kapasitesindeki azalma, Türkiye için bölgesel denklemde önemli değişiklikler doğurabilir. Türkiye, İran'la Suriye ve Irak'ta zaman zaman karşı karşıya gelirken, enerji alanında da işbirliği yapıyor. ABD'nin İran'a yönelik baskıyı artırması, Ankara'nın Tahran'la ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Öte yandan, İran'ın zayıflaması bölgesel güç dengesini Türkiye lehine değiştirebilir. Ancak, İran'dan gelebilecek olası bir göç dalgası veya terör tehdidi, Türkiye'nin güvenlik önlemlerini artırmasını gerektirebilir. Türkiye'nin, ABD ve İran arasındaki gerilimde dengeli bir politika izlemesi bekleniyor.