ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Kongre'deki bir oturumda yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarında 'yüksek ölçüde başarılı' olduğunu belirtti. Ancak Rubio, Tahran yönetiminin hâlâ önemli bir insansız hava aracı (drone) envanterine sahip olduğunu ve bu durumun bölgesel güvenlik açısından risk oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Rubio'nun bu değerlendirmesi, İran ile ABD arasında varılan ateşkes anlaşmasının kırılgan olduğu bir dönemde geldi.
ABD'nin İran politikası ve askeri hedefler
Rubio, Kongre'deki konuşmasında ABD'nin İran'daki askeri hedeflerine ulaştığını savunurken, özellikle nükleer tesislerin devre dışı bırakılması ve İran'ın bölgesel milis güçlerinin zayıflatılması konularında ilerleme kaydedildiğini söyledi. Ancak İran'ın balistik füze programı ve özellikle drone teknolojisindeki gelişmeler, ABD'li yetkilileri endişelendirmeye devam ediyor. İran, son yıllarda Shahed serisi başta olmak üzere çok sayıda taarruz drone'u üretmiş ve bu silahları Ukrayna'daki Rus güçlerine tedarik etmişti. Rubio, İran'ın elindeki drone envanterinin hâlâ bölge ülkeleri için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.
ABD'nin İran'daki askeri varlığı, Trump yönetiminin 2020'de General Kasım Süleymani'yi öldürmesinden bu yana yoğunlaşmıştı. Biden yönetimi döneminde de nükleer müzakerelerin çökmesinin ardından ABD, İran'a karşı diplomatik baskıyı artırmış, ancak askeri çatışmanın kapsamı Biden'ın son döneminde genişlemişti. Rubio'nun 'hedeflere ulaşıldı' açıklaması, aslında ABD'nin İran'daki askeri misyonunu tamamladığı ve geri çekilmeye hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor. Ancak uzmanlar, İran'ın drone kabiliyetinin kısa sürede yeniden yapılanabileceğini ve bu nedenle kalıcı bir güvenlik sağlanamadığını belirtiyor.
İran ateşkesi ve bölgesel yansımaları
Rubio'nun açıklamaları, İran ile ABD arasında varılan ateşkes anlaşmasının geleceği konusunda belirsizlik yarattı. İran, Ağustos 2024'te İsrail'e yönelik büyük çaplı bir drone ve füze saldırısı düzenlemiş, buna karşılık ABD ve İsrail ortak bir savunma operasyonu başlatmıştı. Çatışma, uluslararası arabuluculuk çabalarıyla durdurulmuş, ancak kalıcı bir ateşkes sağlanamamıştı. Rubio'nun 'yüksek başarı' vurgusu, ABD'nin İran üzerindeki askeri baskıyı sürdüreceği anlamına geliyor olabilir. Öte yandan, İran'ın drone programının devam etmesi, ateşkesin kırılgan olduğunu ve bölgenin hâlâ büyük bir gerilimle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Bölgesel aktörler, ABD-İran çatışmasının yayılmasından endişe duyuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın drone ve füze saldırılarına karşı savunmasız oldukları için ABD ile askeri iş birliğini artırmış durumda. Irak'taki Şii milislerin İran destekli faaliyetleri de sürerken, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ticaret yollarını tehdit ediyor. Rubio'nun açıklaması, bu grupların İran tarafından finanse edilmeye devam ettiğini ve ABD'nin öncelikli hedefinin bu bağlantıları kesmek olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile kara sınırı olan iki ülkeden biri olarak İran'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD-İran geriliminin azalması, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik riskini düşürebilir. Ancak İran'ın drone teknolojisindeki ilerlemesi, Türkiye'nin kendi insansız hava aracı programı (Bayraktar TB2, AKINCI) için de bir rekabet unsuru oluşturuyor. Ayrıca, İran'daki istikrarsızlık veya ABD'nin askeri varlığını sürdürmesi, Türkiye'nin enerji ithalatı ve bölgesel ticaret yollarını etkileyebilir. Türkiye'nin İran ile hem enerji hem de güvenlik alanında hassas bir denge politikası izlemesi gerekiyor.