Rus bir çift, İstanbul'un simge yapılarından Ayasofya'da İncil'den bölümler okudukları gerekçesiyle gözaltına alındı ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Olay, Ayasofya'nın 2020 yılında camiye dönüştürülmesinin ardından bu tür dini sembollerin sergilenmesine ilişkin hassasiyetleri bir kez daha gündeme getirdi. Rusya vatandaşı olan çift, caminin içinde bir bankta otururken İncil okurken güvenlik görevlileri tarafından fark edildi ve polise teslim edildi. Yetkililer, çiftin 'dini duyguları rencide etme' suçlamasıyla idari işleme tabi tutulduğunu ve sınır dışı edilmek üzere İstanbul Göç İdaresi Müdürlüğü'ne sevk edildiğini açıkladı. Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğu, konuyla ilgili olarak resmi bir açıklama yapmazken, çiftin avukatı müvekkillerinin bilinçli bir provokasyon yapmadığını, sadece tarihi bir mekânda dua etmek istediklerini söyledi.
Olayın arka planı: Ayasofya'nın statüsü tartışmaları
Ayasofya, 537 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından bazilika olarak inşa edildi ve 1453'te İstanbul'un fethinden sonra camiye dönüştürüldü. 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün kararıyla müzeye çevrilen yapı, 2020 yılında Danıştay kararıyla tekrar cami statüsü kazandı. Bu dönüşüm, hem Türkiye içinde hem de uluslararası alanda tartışmalara yol açtı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Ayasofya, Hristiyanlık açısından da büyük önem taşıyor; Bizans döneminde patrikhane kilisesi olarak hizmet verdi ve İkinci İznik Konsili gibi önemli dini toplantılara ev sahipliği yaptı. Cami statüsüne rağmen, Ayasofya müze olarak kaldığı dönemdeki gibi ziyaretçilere açık tutuluyor, ancak ibadet saatleri dışında dini ritüellerin yapılması yasak. 2020'den bu yana, özellikle turistlerin haç çıkarma veya İncil okuma gibi eylemleri zaman zaman güvenlik güçlerinin müdahalesine neden oldu.
Rus çiftin olayı, aslında Ayasofya'da daha önce yaşanan benzer vakaların bir devamı niteliğinde. 2020 yılında bir grup Yunan turistin haç çıkardığı için uyarılması, 2021'de bir İtalyan turistin İncil okumaya çalışması üzerine polis tarafından dışarı çıkarılması gibi olaylar basına yansımıştı. Ancak bu kez olayın Rus vatandaşlarına karşı yapılmış olması ve sınır dışı kararıyla sonuçlanması, dikkatleri yeniden bu konuya çekti. Türk yetkililer, Ayasofya'nın bir cami olduğunu ve içinde İslami olmayan dini sembollerin sergilenmesine izin verilemeyeceğini belirtiyor. Öte yandan, insan hakları örgütleri bu tür müdahalelerin ifade özgürlüğünü ve dini özgürlükleri ihlal ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, yalnızca Türkiye-Rusya ilişkileri açısından değil, aynı zamanda küresel dini özgürlükler ve kültürel mirasın kullanımı konusunda da yeni tartışmalar başlattı. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile gergin ilişkiler içerisinde ve Türkiye, hem NATO üyesi hem de Rusya ile yakın ekonomik ve diplomatik bağları olan bir ülke olarak bu krizde denge politikası izliyor. Rus çifte yönelik sınır dışı işlemleri, Kremlin'in tepkisine neden olabilir; ancak Moskova şu ana kadar resmi bir açıklama yapmadı. Uzmanlar, olayın iki ülke arasında diplomatik bir krize dönüşme olasılığının düşük olduğunu, ancak Türkiye'nin iç siyasetinde milliyetçi ve İslamcı kesimlerin bu tür olayları kullanarak Ayasofya'nın statüsünü daha da katılaştırmasının mümkün olduğunu belirtiyor.
Küresel ölçekte ise, Ayasofya'nın dönüşümü Hristiyan dünyasında büyük tepki çekmişti. UNESCO, yapının statüsündeki değişikliği 'endişe verici' olarak nitelendirmiş ve dünya mirası değerlerinin korunması çağrısında bulunmuştu. Rus çiftin durumu, özellikle Hristiyan gruplar tarafından dini hoşgörüsüzlük olarak yorumlanabilir. Öte yandan, Türk yetkililer, Ayasofya'nın tüm ziyaretçilere açık olduğunu ancak cami statüsüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu olay, kültürel mirasın farklı inanç grupları tarafından nasıl algılandığı ve kullanıldığı konusunda önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: Bir yapı, birden fazla dini ve kültürel anlam taşıyabilir mi? Yoksa tek bir işlevle sınırlı mı kalmalı?
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin iç siyasetinde Ayasofya'nın cami statüsünün korunmasına yönelik hassasiyeti bir kez daha ortaya koyuyor. Hükümet, milliyetçi ve muhafazakar tabanına, Ayasofya'nın sembolik önemini vurgulayarak mesaj veriyor. Dış politikada ise, Rusya ile yaşanabilecek olası bir gerginlik, Ankara'nın Kiev ve Moskova arasındaki denge politikasını zorlayabilir. Ancak Rusya'nın şu ana kadar sessiz kalması, bu olayın büyümeden kapatılacağını gösteriyor. Bölgesel olarak, benzer olayların gelecekte de yaşanması durumunda, Türkiye'nin turizm ve uluslararası imajı üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Özellikle Hristiyan hacılar için önemli bir durak olan İstanbul, bu tür haberlerle dini turizmde darbe alabilir.