Dokuz yıl önce Myanmar'da şiddetle yerlerinden edilen ve büyük çoğunluğu Bangladeş'e sığınan Rohingya mültecilerin ülkelerine geri dönüşü, uluslararası toplumun yeniden odak noktası haline geldi. Ancak Rakhine eyaletinde devam eden çatışmalar ve Myanmar'ın siyasi iklimi, geri dönüşleri hâlâ neredeyse imkânsız kılıyor. 2017'de yaşanan ve Birleşmiş Milletler'in 'soykırım niyetiyle' yürütüldüğünü belirttiği askeri operasyonlar sonrası yaklaşık 740 bin Rohingya, Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesindeki kamplara sığınmıştı. Şimdi ise geri dönüşün önündeki engeller hem güvenlik hem de siyasi belirsizlik nedeniyle derinleşmiş durumda.
Gelişmenin arka planı: Rakhine'de artan şiddet
Rohingya mültecilerin geri dönüşü, Myanmar ordusunun (Tatmadaw) 2021'de yönetime el koymasının ardından daha da karmaşık bir hal aldı. Ülkedeki askeri yönetim, geri dönüş için “hazır olduklarını” belirtse de, Rakhine eyaletinde Arakan Ordusu (AA) ile Myanmar ordusu arasındaki çatışmalar yoğunlaştı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla Bangladeş'te 1 milyondan fazla Rohingya mülteci yaşıyor ve bunların büyük bir kısmı geri dönüşün güvenli ve onurlu olmadığını ifade ediyor.
Rakhine eyaletindeki şiddet, Rohingya toplumunun yaşadığı bölgelerde yeniden alevlenmiş değil; aynı zamanda bölgedeki insani yardım erişimini de kısıtlamış durumda. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) gibi yardım kuruluşları, Rakhine'deki sağlık hizmetlerinin çökme noktasına geldiğini ve mültecilerin dönmesi durumunda temel ihtiyaçların karşılanamayacağını vurguluyor. Ayrıca, Myanmar ordusunun Rohingya köylerini yeniden iskâna açma planları, uluslararası gözlemciler tarafından “güvenilir bir çözüm” olmaktan uzak bulunuyor. Rohingya liderleri, geri dönüşlerin ancak vatandaşlık haklarının tanınması ve güvenlik garantileri verilmesi koşuluyla mümkün olabileceğini söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası baskılar ve çıkmaz
Rohingya krizi, yalnızca Myanmar ile Bangladeş arasında bir mesele olmaktan çıkmış, bölgesel ve küresel bir insani kriz hâline gelmiştir. Bangladeş, ekonomik yükü gerekçe göstererek mültecilerin geri gönderilmesi için Myanmar'a sürekli baskı yapıyor; ancak iki ülke arasında imzalanan geri kabul anlaşmalarına rağmen, bugüne kadar yalnızca simgesel sayıda mülteci geri dönebildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Myanmar'daki durumu “soykırım” olarak tanımlasa da, uluslararası toplumun somut adımları sınırlı kaldı.
Çin ve Hindistan gibi bölgesel güçlerin Myanmar'la ekonomik iş birliğini ön planda tutması, askeri cuntaya karşı etkili bir uluslararası baskı oluşturulmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, Rakhine eyaletindeki Arakan Ordusu'nun artan etkisi, bölgedeki güç dengesini değiştirmiş durumda. Arakan Ordusu, Rohingya nüfusunun haklarını savunma söylemiyle hareket etse de, mültecilerin geri dönüşü konusunda net bir politikası bulunmuyor. Bu durum, Rohingyaların geleceğine dair belirsizliği daha da artırıyor. Uluslararası Af Örgütü, “Rohingya mülteciler yıllardır umutsuz bir bekleyiş içinde; güvenli bir geri dönüşün koşulları ise her geçen gün uzaklaşıyor” açıklamasında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rohingya krizi, Türkiye'nin insani diplomasi ve mazlum coğrafyalara yönelik dış politika öncelikleri açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, 2017'de yaşanan zulüm sonrası, Bangladeş'teki Rohingya kamplarına insani yardım ulaştıran öncü ülkelerden biri olmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın girişimleriyle konuyu uluslararası platformlara taşımıştı. Ancak mültecilerin geri dönüşüne yönelik süregelen çıkmaz, Türkiye'nin arabuluculuk ve insani diplomasi kapasitesini de test ediyor. Bölgesel bir güç olarak Türkiye, Myanmar'daki askeri yönetimle ilişkilerini dengelerken, Rohingyalara yönelik somut destek söylemini sürdürüyor. Bu durum, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirdiği gibi, uluslararası insani hukuk normlarına bağlılığını da gösteriyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin, mülteci krizinin çözümü için Banglades ve Myanmar arasında köprü kurucu bir rol üstlenmesi beklenebilir.