Haiti'nin başkenti Port-au-Prince'in güneydoğusundaki Kenscoff kasabasında bir tarım topluluğuna yönelik düzenlenen koordineli çete saldırısında en az 30, bazı kaynaklara göre 40 kişi hayatını kaybetti. Yerel yetkililer, saldırının bir dizi silahlı grubun ittifakı tarafından gerçekleştirildiğini ve bölgedeki şiddetin endişe verici bir şekilde arttığını belirtiyor. Olay, ülkenin içinden geçtiği derin siyasi ve insani krizi bir kez daha gözler önüne serdi. Haiti'de 2026 yılında sadece çete şiddeti nedeniyle 3.000'den fazla kişinin yaşamını yitirdiği bildiriliyor.
Kenscoff'a düzenlenen saldırı: Neden bu bölge hedef seçildi?
Kenscoff, Port-au-Prince'in yaklaşık 20 kilometre güneydoğusunda yer alan ve özellikle tarım faaliyetleriyle bilinen bir yerleşim yeri. Bölge, başkentin yiyecek ihtiyacının önemli bir bölümünü karşıladığı için stratejik bir konuma sahip. Saldırının bu seçilmiş hedefi, çetelerin hem gıda tedarik zincirini kontrol etme hem de hükümete karşı gözdağı verme amacı taşıdığı şeklinde yorumlanıyor. Yerel kaynaklar, saldırganların evleri ateşe verdiğini, tarlaları talan ettiğini ve sivil halka ayrım gözetmeksizin ateş açtığını aktarıyor. Hastanelere kaldırılan yaralılar arasında kadın ve çocukların da bulunması, saldırının boyutunu gözler önüne seriyor. Haiti Ulusal Polisi'nin (HNP) bölgeye takviye güç gönderdiği ancak çetelerin sayıca üstünlüğü karşısında zorlandığı ifade ediliyor.
BM İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) tarafından yapılan açıklamada, saldırı "savaş suçu" niteliğinde olabilecek "dehşet verici bir insanlık dışı eylem" olarak kınandı. Haiti başbakanı Alix Didier Fils-Aimé, olayın ardından yaptığı açıklamada, "Bu vahşet karşısında derin üzüntü içindeyiz. Sorumluların adalet önüne çıkarılması için her türlü çabayı göstereceğiz" ifadelerini kullandı. Ancak gözlemciler, ülkede hükümetin etkisizliği ve güvenlik güçlerinin yetersizliği nedeniyle bu vaatlerin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu vurguluyor. Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse'nin suikastının ardından derin bir siyasi ve toplumsal çöküş yaşıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Haiti'deki bu son saldırı, sadece ülkenin iç meselesi olmaktan çıkmış durumda. Karayipler bölgesinde güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturan çeteler, özellikle son iki yılda kontrol alanlarını genişleterek başkentin büyük bir bölümüne hakim oldu. BM Güvenlik Konseyi, 2023'te onayladığı çok uluslu güvenlik desteği misyonu (MSS) kapsamında Kenya öncülüğünde bir polis birliğini ülkeye gönderdi, ancak bu misyonun etkinliği sınırlı kaldı. ABD, geçen hafta Haiti'ye yönelik seyahat uyarısını en üst seviyeye çıkarırken, Kanada ve Fransa da vatandaşlarını tahliye etmek için hazırlık yapıyor. Bu durum, Haiti'nin uzun süredir devam eden istikrarsızlığının bölgesel istikrarı da tehdit ettiğini gösteriyor. Göç akımları, uyuşturucu kaçakçılığı ve silah ticareti gibi konular, Haiti'deki çete şiddetini sadece yerel bir kriz olmaktan çıkarıp uluslararası güvenliğin bir parçası haline getiriyor. Uzmanlar, çetelerin finansman kaynaklarının ve silahlanmasının önlenmesi için uluslararası toplumun daha kapsamlı bir strateji geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti'deki bu trajik olay, Türkiye açısından doğrudan bir dış politika gündemi oluşturmamakla birlikte, Karayipler ve Latin Amerika'da artan istikrarsızlığın küresel göç ve güvenlik dinamiklerini etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin bölgeye yönelik diplomatik ve ekonomik açılımları göz önüne alındığında, Haiti gibi kırılgan devletlerdeki krizlerin, uluslararası toplumun ortak çözüm arayışlarını gerekli kıldığı açıktır. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi reformu tartışmalarında Afrika ve Karayipler'in daha fazla temsil edilmesi yönündeki Türkiye'nin tutumu, bu tür krizlerin önlenmesinde yapısal değişikliklerin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yönelik yardımları, bu tür durumlarda daha etkin bir koordinasyonun gerekliliğini ortaya koymaktadır.