Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenledikleri saldırıda en az bir uçağın ağır hasar gördüğünü iddia etti. Bu, grubun son dönemde Riyad havalimanına yönelik üçüncü saldırısı olarak kaydedildi. Suudi yetkililer saldırıyı doğrularken, can kaybı bildirilmedi.
Saldırının Arka Planı ve Detaylar
Husi askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı açıklamada saldırının insansız hava araçları (İHA) ile gerçekleştirildiğini ve hedefin havalimanı olduğunu belirtti. Saree, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik operasyonlarına yanıt olarak düzenlendiğini ifade etti. Suudi Arabistan devlet haber ajansı SPA ise saldırıyı kınayarak, havalimanında maddi hasar meydana geldiğini ancak uçuşların aksadığını duyurdu.
Olayla ilgili görgü tanıkları, havalimanı çevresinde patlama sesleri duyulduğunu ve güvenlik güçlerinin bölgede geniş çaplı önlem aldığını aktardı. Suudi yetkililer, saldırının ardından havalimanında inceleme başlatıldığını ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Husiler, son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırmış durumda. Riyad havalimanına yönelik ilk saldırı geçtiğimiz ay, ikincisi ise iki hafta önce gerçekleşmişti. Bu saldırılar, Yemen'deki iç savaşın bölgesel yansımalarını gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalar, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle daha da derinleşti. Husiler, İran tarafından desteklenirken, Suudi Arabistan ve müttefikleri Husilerin bölgede İran'ın vekil gücü olduğunu savunuyor. Bu saldırılar, İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı endişeyle karşıladı. Birleşmiş Milletler, sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak taraflara itidal çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıyı kınadıklarını ve Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditleri ciddiye aldıklarını bildirdi.
Uzmanlar, Husilerin İHA kabiliyetini geliştirmesinin bölgede yeni bir güvenlik denklemi oluşturduğunu belirtiyor. Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerinin bu tür saldırıları tamamen engelleyemediği görülüyor. Bu durum, Körfez ülkelerinin güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kanallarını açık tutarak denge politikası izliyor. Riyad'a yönelik saldırılar, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde normalleştirme sürecine girmişti; bu saldırılar, Ankara'nın bölgesel gerilimi düşürme çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Yemen'deki çatışmaların uzaması, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki deniz ticareti güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin Asya ile ticaret yollarını riske atabilir.