Eski ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik olası bir ABD askeri saldırısının 8 Kasım 2022 ara seçimlerine kadar gerçekleşmeyeceğini açıkladı. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, "İran'a yönelik bir saldırı, ara seçimlerden önce olmayacak. Bu konuda nettir." ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Washington ile Tahran arasında nükleer program kaynaklı artan gerilim ve bölgede süregelen vekalet savaşları bağlamında dikkat çekici bir zamanlamaya işaret ediyor.
Trump'ın Açıklamasının Arka Planı
Donald Trump'ın bu sözleri, ABD'nin İran'a yönelik tutumunda son dönemde yaşanan sertleşmenin bir yansıması olarak okunabilir. 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi ve ardından uygulanan yaptırımlar, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasına yol açtı. 2020'de Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta öldürülmesiyle zirve yapan gerilim, Joe Biden yönetiminin müzakereleri canlandırma çabalarına rağmen dinmedi. Son aylarda İran'ın nükleer programında ilerleme kaydettiğine dair raporlar, Beyaz Saray'da askeri seçeneklerin masada olduğu yönünde spekülasyonlara neden oldu.
Trump'ın açıklaması, aslında kendi başkanlığı döneminde de benzer bir yaklaşımı yansıtıyor: askeri müdahale yerine yaptırım ve diplomatik baskıyı önceleyen bir strateji. Ancak bu kez, ara seçimler öncesi siyasi hesaplar da devrede. Seçim öncesi bir askeri çatışma, Amerikan kamuoyunda istenmeyen bir dış politika krizi yaratabilir ve seçmen davranışını etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran, ABD'nin olası bir saldırısına karşılık verebileceğini defalarca açıkladı. Tahran yönetimi, özellikle Basra Körfezi'nde petrol akışını tehdit edebilecek askeri kapasiteye sahip. Ayrıca İran'ın bölgedeki vekil güçleri (Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Hutileri, Irak'taki milisler) üzerinden ABD ve müttefiklerine yönelik misilleme yapabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, olası bir çatışmanın sadece iki ülke arasında sınırlı kalmayacağını, bölgesel bir yangına dönüşebileceğini gösteriyor.
Diğer yandan, İsrail'in İran nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısı da sıkça tartışılıyor. Trump'ın açıklaması, İsrail'i askeri eylemden alıkoymaya yönelik bir mesaj olarak da yorumlanabilir. Zira ABD'nin yeşil ışık yakmadığı bir İsrail saldırısı, Washington'u istemediği bir savaşın içine çekebilir.
Uluslararası toplum ise nükleer anlaşmanın canlandırılması için diplomatik çabalara odaklanmış durumda. Avrupa Birliği ve Rusya, müzakerelerin sürmesi için çağrı yapıyor. Ancak İran'ın son dönemde uranyumu %60 saflıkta zenginleştirmesi, anlaşmanın ömrünün kısaldığına işaret ediyor. Trump'ın seçim sonrasına işaret eden açıklaması, belki de diplomatik bir mola değil, askeri bir geri sayımın başlangıcı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran ile ticaretini sekteye uğratabilir. Ayrıca İran'dan gelebilecek mülteci akını ve bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik dengelerini olumsuz etkiler. Türkiye, şimdiye kadar diplomasi ve diyalog çağrısı yaparak taraf tutmaktan kaçındı. Ancak ABD'nin askeri bir müdahalesi, Türkiye'yi NATO müttefiki ile komşusu arasında zor bir denge politikasına itebilir. Bu nedenle Ankara'nın, seçim sonrası olası bir saldırı senaryosuna karşı hazırlıklı olması ve bölgesel diyalog kanallarını açık tutması kritik önem taşıyor.