Yemen'deki Husi isyancılar tarafından Riyad Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen yeni bir saldırı, Suudi Arabistan'ın başkentinde güvenlik endişelerini artırdı. Pazar günü gerçekleşen saldırı, bir gün önce en az 12 kişinin ölümüne yol açan ve yetkililerin havalimanı operasyonlarını askıya almasına neden olan saldırının ardından geldi. Cumartesi günkü saldırı, Suudi topraklarında son on yıldan fazla süredir kaydedilen en ölümcül saldırı olarak kayıtlara geçti.
Arka Plan: Husi Saldırılarının Tırmanışı
Husi isyancılar, 2014 yılından bu yana Yemen'de hükümet güçlerine karşı savaşıyor ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015'ten beri Yemen hükümetini desteklemek için hava saldırıları düzenliyor. Husi hareketi, son dönemde Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve başkent Riyad'a yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Cumartesi günü düzenlenen saldırıda çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi, Suudi yetkililerin havalimanındaki uçuşları geçici olarak durdurmasına yol açtı. Pazar günkü saldırı ise havalimanına isabet eden ikinci saldırı oldu ve can kaybına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak yerel kaynaklar, saldırının ardından havalimanında panik yaşandığını ve bazı yaralıların olduğunu bildirdi.
Husi sözcüsü, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine yanıt olarak düzenlendiğini belirtti. Suudi Arabistan hükümeti ise saldırıları kınayarak, Husi militanlarının sivilleri hedef almasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Riyad yönetimi, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu iddia ediyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırılar, Yemen iç savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve saldırılar ülkenin güvenlik algısını sarsıyor. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, tüm tarafları sivil hedeflere saldırmaktan kaçınmaya ve siyasi çözüm için diyaloga dönmeye davet etti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıları kınadığını ve müttefiki Suudi Arabistan'ın yanında olduğunu açıkladı. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla saldırıları kınadı.
Petrol fiyatları, saldırıların ardından hafif bir artış gösterdi. Ancak piyasalar, arzın kesintiye uğramayacağı beklentisiyle sakin seyretti. Suudi Arabistan'ın devlet petrol şirketi Aramco, tesislerinin güvenliğini artırdığını duyurdu. Uzmanlar, Husi saldırılarının Suudi Arabistan'ın yatırım ortamını olumsuz etkileyebileceğini, ancak ülkenin geniş petrol rezervleri ve finansal gücü sayesinde ekonomik etkinin sınırlı kalacağını belirtiyor.
Yemen'deki savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. BM'ye göre, ülkenin yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda ve milyonlarca kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Saldırılar, barış müzakerelerini de zora sokuyor. Suudi Arabistan ve Husi isyancılar arasında son aylarda yoğunlaşan çatışmalar, 2018 Stockholm Anlaşması'nın uygulanmasını engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kanallarını açık tutmaya çalışan bir ülke konumunda. Riyad'a yönelik saldırılar, Körfez bölgesindeki istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki riskleri büyütebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecindeyken, bu tür saldırılar bölgesel gerilimi tırmandırarak diplomasi çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Husi saldırılarının Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini tehdit etmesi, Türkiye'nin bölgesel ticaret rotaları açısından dikkatle izlediği bir konu. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm için BM öncülüğündeki çabalara destek veriyor ve insani yardımlarını sürdürüyor.