Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırı, bölgede tansiyonu yükseltti. Saldırının ardından ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Suudi Arabistan'ın Husilere yönelik operasyonlarına katılabileceğini sinyalini verdi. Birleşmiş Milletler ve çeşitli dünya liderleri saldırıyı kınarken, olayın ardından havayolu seferlerinde aksamalar yaşandığı bildirildi.
Saldırının ardından gelişmeler
Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Yemen'deki Husi isyancılarının son dönemde artan füze ve insansız hava aracı saldırılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Suudi yetkililer, saldırının sivil hedefleri vurduğunu ve can kaybı olmadığını ancak maddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Husi sözcüsü ise saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine bir yanıt olduğunu öne sürdü.
ABD Başkanı Trump, saldırının ardından yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan'a yönelik bu saldırıları kınıyoruz. Gerekirse ABD, müttefiki Suudi Arabistan'ın yanında Husilere karşı operasyonlara katılabilir" dedi. Trump'ın bu sözleri, Washington'ın İran destekli Husilere karşı tutumunu sertleştirebileceği yorumlarına yol açtı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırıyı kınayarak taraflara itidal çağrısında bulundu ve sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkeleri de benzer açıklamalarla saldırıyı kınadı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Riyad'a yönelik saldırı, Yemen iç savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Husilere karşı hava operasyonları düzenliyor. Ancak Husilerin son dönemde Suudi topraklarına yönelik saldırıları, Riyad'ın güvenlik endişelerini derinleştirmiş durumda. ABD'nin olası katılımı, İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşını daha da körükleyebilir.
Uzmanlar, Trump'ın açıklamasının seçim döneminde İran'a karşı sert bir duruş sergileme çabası olarak da okunabileceğini belirtiyor. Öte yandan, ABD'nin Suudi operasyonlarına katılması, Körfez'deki askeri dengeyi değiştirebilir ve Husilerin misilleme saldırılarını artırabilir. Bölgede artan gerilim, küresel petrol arzı ve fiyatları üzerinde de baskı oluşturabilir.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin daha da kötüleşmesinden endişe ediyor. BM verilerine göre, ülkede 24 milyondan fazla insan yardıma muhtaç durumda. Çatışmaların tırmanması, zaten kırılgan olan insani durumu daha da zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Riyad'a düzenlenen saldırı ve ABD'nin olası müdahalesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alırken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde normalleştirme sürecine girmişti. ABD'nin Husilere karşı doğrudan askeri angajmanı, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk rolü zayıflayabilir ve bölgesel güç dengesi Türkiye'nin aleyhine dönüşebilir. Ankara'nın gelişmeleri dikkatle izleyerek diplomasi kanallarını açık tutması ve taraflar arasında denge gözetmesi bekleniyor.