Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, cumartesi günü yasama seçimlerini gelecek yılın Eylül ayına erteledi. Resmi medya tarafından duyurulan karar, seçimlerin bir kez daha erteleneceğine dair yaygın spekülasyonları doğruladı. 2006'dan bu yana yapılması planlanan ilk yasama seçimleri, Filistin iç siyasetindeki derin bölünmüşlük ve İsrail işgali altındaki koşullar nedeniyle sürekli erteleniyordu. Abbas'ın bu kararı, Filistin Yönetimi'nin meşruiyet krizini daha da derinleştirebilir.
Seçimlerin sürekli ertelenmesinin arka planı
Filistin'de en son yasama seçimleri 2006 yılında yapılmış ve Hamas büyük bir zafer kazanmıştı. Ancak bu sonuç, Hamas ile El Fetih arasında şiddetli bir çatışmaya yol açmış ve 2007'de Gazze'de Hamas'ın kontrolü ele geçirmesiyle Filistin siyaseti ikiye bölünmüştü. O tarihten bu yana yasama seçimleri bir daha yapılamadı. Abbas, 2021 yılında seçimleri yeniden düzenleme sözü vermiş, ancak İsrail'in Doğu Kudüs'te seçimlere izin vermeyeceğini açıklaması üzerine seçimler iptal edilmişti. Şimdi ise seçimlerin 2027 Eylül'e ertelenmesi, Abbas'ın görev süresinin dolmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen iktidarda kalmasını sağlıyor. Filistin Anayasası'na göre devlet başkanlığı süresi dört yıl, yasama meclisi süresi ise dört yıldır. Abbas 2005'te seçilmiş, görev süresi 2009'da dolmuştu. O zamandan beri seçim yapılmadığı için Filistin Yönetimi'nin meşruiyeti sorgulanıyor.
Filistin Yönetimi, 87 yaşındaki Abbas'ın sağlık durumu ve halefi konusundaki belirsizliklerle de boğuşuyor. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, Filistin Yönetimi'nin demokratik meşruiyetini güçlendirmesi için seçimleri şart koşuyordu. Ancak Abbas'ın son kararı, bu baskılara rağmen seçimlerin yakın vadede yapılmayacağını gösteriyor. Karar, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve El Fetih içindeki muhalif sesleri de susturmuş olabilir. Zira seçimler, Abbas'ın liderliğine yönelik bir referandum niteliği taşıyacaktı.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Filistin seçimlerinin ertelenmesi, Orta Doğu barış süreci açısından önemli sonuçlar doğurabilir. İsrail ile Filistin arasındaki müzakereler zaten yıllardır durmuş durumda. Filistin tarafında seçilmiş bir yasama organının olmaması, herhangi bir barış anlaşmasının Filistin halkı tarafından onaylanmasını zorlaştırıyor. Ayrıca Hamas'ın seçimlere katılamaması, Filistin siyasetindeki bölünmüşlüğü kalıcı hale getiriyor. Hamas, 2006 seçimlerinden bu yana Gazze'yi yönetiyor ve Filistin Yönetimi'nin meşruiyetini tanımıyor. Abbas'ın kararı, Hamas'ın elini güçlendirebilir; zira Hamas, Filistin Yönetimi'nin demokratik olmadığını savunuyor.
Uluslararası alanda ise ABD yönetimi, Filistin Yönetimi'ni reforme etme ve canlandırma çabalarını sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, seçimlerin ertelenmesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirebilir. Avrupa Birliği de benzer şekilde demokratik süreçlerin önemini vurgulayacaktır. Ancak pratikte, Filistin Yönetimi'ne yapılan mali yardımlar ve siyasi destek, seçim şartına bağlanmıyor. Bu durum, Abbas'ın seçimleri erteleme kararını kolaylaştıran bir etken olarak görülüyor. Bölgesel aktörlerden Mısır ve Ürdün, Filistin içi uzlaşma çabalarında arabuluculuk yapmaya çalışıyor ancak somut bir sonuç alınamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filistin seçimlerinin ertelenmesi, Türkiye'nin Filistin politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Ankara, geleneksel olarak Filistin davasını destekliyor ve Filistin Yönetimi ile Hamas arasında denge gözetiyor. Seçimlerin sürekli ertelenmesi, Filistin siyasetindeki bölünmüşlüğü derinleştirerek Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca Türkiye, Filistin Yönetimi'ne verdiği desteği sürdürürken, Hamas ile de temaslarını koruyor. Abbas'ın kararı, Türkiye'nin Filistin içi uzlaşma çağrılarını gölgeleyebilir. Bölgesel istikrar açısından, Filistin'de demokratik süreçlerin eksikliği, radikal grupların güç kazanmasına zemin hazırlayabilir. Türkiye, bu riski göz önünde bulundurarak Filistin Yönetimi'ne reform çağrısını yineleyebilir.