PARİS — Fransa, önümüzdeki aylarda son derece riskli bir bütçe mücadelesine hazırlanıyor. Ülkenin rekor düzeydeki kamu borcu, bahar aylarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi partilerin pozisyon almaya çalışmasıyla birleşince, piyasalar Paris yönetiminin kamu maliyesi üzerindeki kontrolünü yeniden sağlayıp sağlayamayacağına dair giderek daha endişeli bir tablo çiziyor.
Bütçe Krizi ve Seçim Dinamikleri
Fransız hükümeti, 2022 bütçesini hazırlarken pandemi nedeniyle artan harcamaların ve ekonomik destek paketlerinin yol açtığı derin bütçe açığını kapatmak zorunda. Ancak cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve rakipleri, seçmenlere yönelik popülist vaatlerde bulunarak oy toplamaya çalışırken, mali disiplin ikinci plana itilebilir. Bu durum, Fransa'nın gelecekteki borç sürdürülebilirliğine dair piyasa güvenini zedeleyebilir.
Fransa'nın borç oranının GSYH'nın yaklaşık yüzde 115'ine ulaşması bekleniyor ve bu, ülkeyi Avrupa Birliği'nin en borçlu ülkelerinden biri haline getiriyor. Macron yönetimi, sağlık krizi sonrası ekonomik toparlanmayı desteklemek amacıyla benzeri görülmemiş miktarda teşvik paketi uygulamaya koydu; fakat bu politikaların maliyeti, kamu maliyesi üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Fransa Sayıştay'ının raporları, önümüzdeki yıllarda bütçe açığının kontrol altına alınmaması halinde borç yükünün daha da artacağına işaret ediyor.
Siyasi yelpazenin her iki ucundan adaylar, seçim kampanyalarında daha fazla harcama sözü veriyor: aşırı sağcı Marine Le Pen satın alma gücünü artırma vaatlerinde bulunurken, sol aday Jean-Luc Mélenchon da sosyal programları genişletmeyi öneriyor. Bu durum, Fransa'nın bütçe disiplinini yeniden tesis etme çabalarını sekteye uğratma riski taşıyor. Macron'un partisi La République En Marche ise “üretken yatırımlar” yoluyla büyümeyi hızlandırma söylemiyle merkezde kalmaya çalışıyor; ancak anketler Macron'un ikinci turda zorlanabileceğini gösteriyor.
Piyasa Baskısı ve Avrupa Boyutu
Yatırımcılar, Fransa'nın bütçe açığını kapatma kabiliyetine yönelik artan şüphelerle birlikte Fransız tahvillerinde prim talep ediyor. Fransa ile Almanya arasındaki 10 yıllık tahvil faiz farkı (spread), son aylarda genişleyerek piyasaların duyduğu rahatsızlığı gözler önüne serdi. Avrupa Merkez Bankası'nın pandemi dönemi tahvil alım programları sayesinde şimdilik kontrol altında tutulan bu baskı, programın sona ermesi durumunda daha da artabilir.
Bu durum, sadece Fransa için değil, Avro Bölgesi'nin genel istikrarı açısından da kritik bir test niteliği taşıyor. Almanya ve Hollanda gibi kuzeyli muhafazakar ülkeler, Fransa'nın bütçe disiplinini sağlamasını beklerken; güney ülkeleri ise sürdürülebilir borç yükü için daha fazla dayanışma talep ediyor. Avrupa Komisyonu, Fransa'nın bütçe planını yakından izliyor ve ülkenin Maastricht kriterlerine uyumunu değerlendirecek. Pandemi sonrası dönemde uygulamaya konulan Avrupa Birliği'nin kurtarma fonu, Fransa'ya önemli kaynaklar aktardı, ancak bu kaynakların verimli kullanımı ve yapısal reformların hayata geçirilmesi kritik önemde.
Ekonomistler, Fransa'nın orta vadede sürdürülebilir bir mali yol izlemesi için emeklilik reformu, kamu harcamalarının gözden geçirilmesi ve işsizlikle mücadele gibi yapısal adımların şart olduğunu vurguluyor. Ancak bu tür reformların seçim arifesinde uygulanması siyasi açıdan son derece zor; Macron'un ilk döneminde denediği emeklilik reformu, ülke genelinde büyük protestolara yol açmış ve hükümet geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da yaşanacak bir bütçe veya borç krizi, Türkiye gibi gelişen piyasaları dolaylı yoldan etkileyebilir. Fransa, Avrupa Birliği'nin ikinci büyük ekonomisi ve Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri. Ekonomik durgunluk veya mali kriz, Fransız ithalat talebini azaltarak Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, küresel risk iştahındaki daralma, gelişen ülkelere yönelik sermaye akışını azaltabilir ve döviz kurları üzerinde baskı yaratabilir. Jeopolitik olarak, Fransa'nın Doğu Akdeniz ve Libya gibi konularda izlediği politikalar göz önüne alındığında, iç siyasi istikrarsızlık Türkiye ile ilişkilerde öngörülemezliği artırabilir. Bu nedenle Fransa'nın mali ve siyasi istikrarı, Türkiye'nin hem ekonomik hem de dış politika hesapları açısından yakından takip edilmelidir.