Fetih Merkez Komitesi Genel Sekreteri Cibril Rajoub, 28 Kasım'da yapılması planlanan Filistin seçimlerinin zamanında gerçekleşeceğinden şüphe duyduğunu açıkladı. Rajoub, seçimlerin yapılabilmesi için gereken siyasi düzenlemeler ve uzlaşmanın henüz sağlanamadığını belirterek, 2021'deki ertelemenin 'stratejik bir hata' olduğunu ifade etti.
Seçimlerin Arka Planı ve Siyasi Tıkanıklık
Filistin'de seçimler en son 2006 yılında yapılmıştı. O dönemde Hamas, Filistin Yasama Meclisi'nde çoğunluğu kazanmış, ancak uluslararası toplum ve Fetih tarafından sonuçlar tanınmamıştı. Bu durum, 2007'de Hamas'ın Gazze Şeridi'ni ele geçirmesiyle sonuçlanan iç çatışmaya yol açtı ve Filistin yönetimi fiilen ikiye bölündü: Batı Şeria'da Fetih kontrolündeki Filistin Yönetimi, Gazze'de ise Hamas yönetimi.
2021 yılında Mahmud Abbas, 15 yıl aradan sonra ilk kez genel seçimlerin yapılacağını duyurmuştu. Ancak Nisan 2021'de, Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin oy kullanmasına izin verilmesi konusunda İsrail ile anlaşmazlık gerekçe gösterilerek seçimler süresiz olarak ertelendi. Rajoub, bu ertelemenin Filistin siyaseti için 'stratejik bir hata' olduğunu vurguladı. Ona göre, o dönemde seçimler yapılsaydı, Filistin halkının iradesi sandığa yansıyacak ve uluslararası meşruiyet güçlenecekti.
Şimdi ise Rajoub, 28 Kasım'da yapılması öngörülen seçimlerin şartlarının oluşmadığını belirtiyor. Özellikle Doğu Kudüs'te oy kullanma konusundaki belirsizlik devam ediyor. İsrail hükümeti, Kudüs'ün bir parçası olarak gördüğü Doğu Kudüs'te Filistin seçimlerine izin vermeye sıcak bakmıyor. Ayrıca Hamas ile Fetih arasındaki uzlaşma çabaları da sonuçsuz kalmış durumda. Seçimlerin yapılabilmesi için önce seçim yasasında ve güvenlik düzenlemelerinde anlaşma sağlanması gerekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filistin seçimleri, sadece Filistin iç siyaseti için değil, bölgesel dengeler açısından da büyük önem taşıyor. Hamas'ın seçimlere katılması ve olası bir zaferi, İsrail ve Batılı ülkeler tarafından endişeyle karşılanıyor. Öte yandan, seçimlerin yapılamaması, Filistin Yönetimi'nin meşruiyetini daha da zayıflatıyor ve halkın yönetime olan güvenini azaltıyor. Bu durum, bölgede istikrarsızlığı artırabilir ve radikal grupların güç kazanmasına zemin hazırlayabilir.
Uluslararası toplum, Filistin'de demokratik seçimlerin yapılmasını destekliyor. ABD ve Avrupa Birliği, seçimlerin serbest ve adil bir şekilde gerçekleşmesi çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail'in Doğu Kudüs konusundaki tutumu ve Filistin içindeki bölünmüşlük, süreci çıkmaza sokuyor. 2021'deki erteleme, bu çıkmazın bir göstergesiydi. Şimdi ise Rajoub'un açıklamaları, yeni bir ertelemenin kapıda olabileceğini gösteriyor.
Seçimlerin yapılamaması, Filistin davasının uluslararası alanda daha da yalnızlaşmasına neden olabilir. Arap Baharı sonrası bölgede değişen dengeler, Filistin meselesinin önceliğini azalttı. Körfez ülkelerinin İsrail ile normalleşme anlaşmaları (İbrahim Anlaşmaları) da Filistin yönetimini zor durumda bıraktı. Bu bağlamda, Filistin'de yapılacak olası bir seçim, halkın iradesini yansıtarak Filistin davasına yeni bir ivme kazandırabilirdi. Ancak Rajoub'un açıklamaları, bu fırsatın da kaçırılabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filistin'de seçimlerin yapılamaması, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Filistin davasını güçlü şekilde destekleyen ve Hamas ile ilişkileri olan bir ülke. Seçimlerin yapılması, Hamas'ın siyasi sürece dahil olmasını sağlayabilir ve Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü güçlendirebilirdi. Ancak seçimlerin sürekli ertelenmesi, Filistin Yönetimi'nin zayıflamasına ve Hamas'ın alternatif yollara yönelmesine neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin Filistin konusundaki politikalarını daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile yürüttüğü normalleşme süreci de Filistin'deki gelişmelerden etkilenebilir.