Avustralya, Hindistan, Japonya ve ABD'den oluşan Quad grubunun kritik mineraller alanında duyurduğu 20 milyar dolarlık yeni çerçeve, Çin'in modern savunma, teknoloji ve temiz enerji sektörlerinin temelini oluşturan nadir toprak elementleri ve diğer stratejik mineraller üzerindeki neredeyse tekel konumunu kırmayı hedefliyor. Ancak analistler, bu girişimin başarısının üye ülkelerin – özellikle de Avustralya'nın – geçmişte benzer projelerde yaşadığı başarısızlıklardan ders çıkarma becerisine bağlı olduğunu vurguluyor.
Quad'ın Kritik Mineral Vizyonu ve Zorlukları
Perşembe günü Wilmington, Delaware'de düzenlenen dördüncü Quad zirvesinde açıklanan çerçeve, dört ülkenin kritik mineral tedarik zincirlerini çeşitlendirmek ve Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için ortak yatırım ve altyapı projeleri geliştirmesini öngörüyor. ABD Başkanı Joe Biden, girişimin Çin'in nadir toprak elementleri, lityum, kobalt ve diğer stratejik mineraller üzerindeki hakimiyetini kırmak için tarihi bir adım olduğunu söyledi. Ancak uzmanlar, Quad'ın bugüne kadar kritik mineraller konusunda somut bir proje hayata geçiremediğine dikkat çekiyor.
Geçmişte, Avustralya'nın Lynas Rare Earths şirketi dışında nadir toprak elementi üretiminde başarılı olmuş çok az Batılı şirket var. Batı ülkelerinin Çin dışında uygun maliyetli rafinasyon tesisleri kurma girişimleri çoğunlukla başarısız oldu. Örneğin, ABD'nin Mountain Pass madeni, Çinli bir şirkete satılmak zorunda kaldı ve halen nadir topraklarını Çin'de işliyor. Avustralya'nın devlete ait Northern Minerals projesi ise finansman sorunları nedeniyle durdu.
Çin'in Tekeli ve Kuşak-Yol Projeleriyle Rekabet
Çin, nadir toprak elementlerinin yüzde 70'inden fazlasını üretiyor ve küresel işleme kapasitesinin yüzde 90'ını elinde tutuyor. Bu tekel, Çin'e savunma, yeşil enerji ve ileri teknoloji sektörlerinde stratejik bir avantaj sağlıyor. Quad'ın yeni girişimi, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika ve Latin Amerika'da kritik mineral yatırımlarına karşı bir alternatif olarak görülüyor. Ancak analistler, Çin'in düşük işletme maliyetleri ve devlet sübvansiyonlarıyla rekabet etmenin kolay olmadığını belirtiyor.
Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden (CSIS) Gracelin Baskaran, Quad'ın girişiminin başarılı olması için her dört ülkenin de kaynakları ve teknik uzmanlığı birleştirmesi gerektiğini, ancak ticari anlaşmazlıklar ve çevre düzenlemeleri gibi engellerin aşılması gerektiğini söylüyor. Özellikle Avustralya'da madencilik projelerine yönelik artan çevresel ve toplumsal direnç, yeni madenlerin açılmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, nadir toprak elementleri (NTE) konusunda dünyanın en büyük ikinci rezervine sahip olmasına rağmen, bu alandaki potansiyelini yeterince kullanamamıştır. Quad'ın girişimi, Çin'in NTE tekelini kırmaya yönelik küresel çabaların bir parçasıdır. Türkiye, bu rekabet ortamında kendi NTE yataklarını işleyerek hem ekonomik kazanç sağlayabilir hem de Batılı ülkelerle stratejik ortaklıklar kurabilir. Beylikova'daki nadir toprak elementi yatağının işletmeye alınması ve rafinasyon tesislerinin kurulması, Türkiye'yi küresel tedarik zincirinde önemli bir oyuncu haline getirebilir. Ancak bu, yeterli yatırım ve teknoloji transferi gerektirir. Quad ülkeleriyle işbirliği, Türkiye'nin kendi kaynaklarını değerlendirmesi için bir fırsat penceresi açabilir.