İşgal altındaki Batı Şeria'da dün yaşanan bir olayda, İsrail askerleri bir aracın içinde bulunan 5 aylık bir bebeği vurarak ağır yaraladı. Olayın sosyal medyada yayılan görüntüleri, uluslararası kamuoyunda büyük infial yarattı. Bebeğin karnından vurulduğu ve acil olarak hastaneye kaldırıldığı, durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi. İsrail ordusu ise olaya ilişkin soruşturma başlattığını duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, Batı Şeria'nın güneyindeki El-Halil kenti yakınlarında meydana geldi. Filistinli kaynaklara göre, aile içinde seyahat ettiği araç, El-Favor bölgesinde bir kontrol noktasında durduruldu. İddiaya göre, askeri aracı hedef alan bir molotofkokteyli atılması sonrasında askerler ateş açtı. Kurşun, aracın arka koltuğunda oturan bebeğe isabet etti. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, bebeği ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdı. Filistin Kızılayı, bebeğin sağlık durumunun stabil olduğunu ancak yoğun bakımda olduğunu açıkladı.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, "askerlerin şüpheli bir araca ateş açtığını ve olayın incelendiğini" duyurdu. Açıklamada, "bölgede güvenlik güçlerine yönelik taşlı ve molotofkokteylli saldırıların arttığı" ifade edilirken, bebeğe isabet eden kurşunun kazara olduğu öne sürüldü. Ancak Filistin yönetimi, bu açıklamayı "insanlık dışı ve kabul edilemez" olarak niteledi. Yetkililer, İsrail'in işgalci güç olarak uluslararası hukuka uyması gerektiğini vurguladı.
Olayın hemen ardından Batı Şeria'nın çeşitli kentlerinde protestolar başladı. Ramallah, Nablus ve Cenin'de yüzlerce Filistinli, İsrail askerlerinin eylemlerini kınadı. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, konuyla ilgili bir mesaj yayımlayarak, "bu vahşetin hesabının sorulacağını" ifade etti. Abbas, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuruda bulunabileceklerinin sinyalini verdi. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne acil toplantı çağrısı yapıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bebeğin vurulması, uluslararası toplumdan da tepki çekti. Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, olayı "trajik ve kabul edilemez" olarak niteledi. Wennesland, tüm taraflara itidal çağrısında bulunarak, "çocuklar savaşın hedefi olmamalı" dedi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Sözcüsü, "bu tür olayların barış çabalarını zedelediğini" belirten bir açıklama yayımladı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise "görüntüleri endişeyle izlediklerini" ifade ederken, İsrail'in kapsamlı bir soruşturma yürütmesi gerektiğini vurguladı.
Olayın, İsrail-Filistin çatışmasının tırmandığı bir dönemde meydana gelmesi dikkat çekiyor. Son haftalarda Batı Şeria'da artan şiddet olayları, uluslararası toplumun bu bölgeye olan ilgisini daha da artırmış durumda. Geçtiğimiz ay yayımlanan bir BM raporuna göre, 2024 yılının ilk yedi ayında Batı Şeria'da 200'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Bunlar arasında en az 40 çocuk bulunuyor. Aynı dönemde 20'den fazla İsrail vatandaşı da Filistin saldırılarında öldü. Şiddet döngüsü, her iki toplumda da derin bir güvensizlik yaratıyor.
Uzmanlar, bu tür olayların Filistinliler arasında öfkeyi körüklediğini ve İsrail'e karşı silahlı direnişi meşrulaştırdığını belirtiyor. Orta Doğu Araştırmaları Merkezi'nden Dr. Leila Farsakh, "her masum sivil ölümü, barış umutlarını biraz daha azaltıyor. İsrail'in güvenlik politikaları, sivilleri korumaktan çok, daha fazla düşmanlık yaratıyor" diyor. Öte yandan, İsrail'deki sağcı hükümetin Batı Şeria'daki yerleşimleri genişletme politikası da uluslararası hukuka aykırı bulunuyor. Geçen hafta, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'da 10 bin yeni konut inşa edileceğini duyurmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin uzun süredir eleştirdiği İsrail'in Filistin topraklarındaki ihlallerinin bir başka örneğidir. Türkiye, Filistin davasının güçlü bir savunucusu olarak, uluslararası platformlarda İsrail'i kınamakta ve iki devletli çözümü desteklemektedir. Olayın ardından Dışişleri Bakanlığı'nın sert bir kınama mesajı yayımlaması bekleniyor. Türkiye, bu tür olayların İsrail ile normalleşme çabalarını olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor. Bölgesel güç olarak, Türkiye'nin Filistin'de barış ve istikrar sağlanmasına yönelik diplomatik girişimleri devam ediyor. Bu olay, Türkiye'nin Mescid-i Aksa ve Kudüs konusundaki hassasiyetini bir kez daha hatırlatıyor.