Birleşik Devletler ordusu, İran yapımı balistik füzelerin Kuveyt ve Bahreyn'i hedef aldığı bir saldırıyı engelledi. Amerikan savaş gemileri ve hava savunma sistemleri, Basra Körfezi üzerinde seyir halindeki füzeleri tespit ederek düşürdü. Pentagon sözcüsü, saldırının uluslararası deniz trafiğini ve bölgedeki müttefik üslerini hedef aldığını belirtti. Aynı saatlerde Hürmüz Boğazı'nda da İran'a ait üç insansız hava aracı (İHA) imha edildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bu İHA'ların 'bölgesel deniz trafiği için doğrudan tehdit' oluşturduğunu ifade etti. Olay, İran ile ABD arasında son haftalarda tırmanan gerginliğin en ciddi askeri çatışması olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı: İran-ABD gerginliğinin yeni boyutu
Saldırı, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin durma noktasına gelmesi ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla aynı döneme denk geldi. Son aylarda İran, Basra Körfezi'nde ticari gemilere el koyma ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik füze tehditlerini artırmıştı. ABD ise bu hamlelere karşılık olarak Körfez'e uçak gemisi göndermiş ve Patriot hava savunma sistemlerini konuşlandırmıştı. Uzmanlar, bu son füze saldırısının İran'ın doğrudan bir savaş ilanından ziyade, müzakere masasında elini güçlendirmek için yapılmış bir 'güç gösterisi' olduğunu yorumluyor. Ancak füzelerin düşürülmesi, ABD'nin İran'a karşı caydırıcılık politikasını sert bir şekilde uygulamaya koyduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kriz domino etkisi yaratabilir
Körfez'deki bu gerilim, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya neden oldu. Petrol fiyatları, saldırı haberinin ardından yüzde 3'ün üzerinde yükseldi. Bölge ülkeleri, İran'ın saldırgan tutumunun tüm Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyelerinin güvenliğini tehdit ettiğini belirterek ABD'ye destek mesajı yayımladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı çağrısı yaparken, Rusya ve Çin tarafları itidale davet etti. Avrupa Birliği ise müzakerelere dönülmesi için diplomatik çabalarını yoğunlaştırdı. Öte yandan, İran'ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı olasılığı gündeme gelirken, İsrail'in bu gelişmeleri yakından izlediği belirtiliyor. Bölgedeki diğer aktörler, İran'ın Şii milis grupları aracılığıyla Irak, Suriye ve Yemen'deki varlığını kullanarak yeni bir cephe açabileceğinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Körfez'deki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Öncelikle, enerji fiyatlarındaki artış Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. İkinci olarak, Türkiye'nin Katar'daki askeri üssü ve bölgedeki ekonomik çıkarları, tırmanan bir İran-ABD çatışması durumunda risk altına girebilir. Aynı zamanda, Ankara ile Tahran arasında Suriye, Irak ve Kafkaslar'da iş birliği alanları bulunuyor. Bu nedenle Türkiye, hem ABD ile müttefiklik ilişkisini hem de İran ile sınır komşuluğunu dengelemek zorunda. Olası bir sıcak çatışma, Türkiye'yi tercih yapmaya zorlayabilir. Şu an için Ankara'nın önceliği, diplomatik çözüm için arabuluculuk yapmak ve bölgesel istikrarı korumak olacaktır.