Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz ay Pekin'de düzenlenen ikili zirve sonrası Çinli mevkidaşı Xi Jinping için sıcak ifadeler kullandı. Kremlin'den yapılan açıklamada, Putin'in Xi'yi "eski dost" olarak nitelendirdiği ve iki ülke arasındaki güvenin her geçen gün arttığı belirtildi. Zirve, Çin-Rusya ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanırken, liderlerin enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında iş birliğini derinleştirme kararlılığı vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
Putin ve Xi arasındaki bu samimi diyalog, iki ülkenin Batı yaptırımlarına karşı ortak duruşunun bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası Rusya'nın izolasyonu, Çin ile ilişkileri stratejik bir boyuta taşıdı. Eylül 2024'teki Pekin buluşmasında taraflar, yaklaşık 50 iş birliği anlaşması imzaladı. Bunlar arasında doğalgaz sevkiyatının artırılması, yeni enerji hatları ve savunma teknolojileri alanındaki ortak projeler öne çıkıyor. Uzmanlar, bu adımların ABD liderliğindeki Batı ittifakına karşı bir "jeopolitik blok" oluşturma çabası olabileceğini belirtiyor.
Çin-Rusya ticaret hacmi 2024'te 250 milyar doları aşarak rekor kırdı. İki ülke, doların hakimiyetini zayıflatmak amacıyla yerel para birimleriyle ticareti teşvik ediyor. Özellikle enerji alanında Rusya'nın Çin'e yönelmesi, Moskova'nın Avrupa pazarındaki kaybını telafi etme stratejisinin bir parçası. Putin, görüşmede Xi'ye "Ülkelerimiz arasındaki güven ve iş birliği, uluslararası arenada istikrarın temel taşlarından biri haline geldi" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Putin-Xi yakınlaşmasının küresel güç dengesine etkileri tartışma konusu. İki ülke, Şanghay İş Birliği Örgütü ve BRICS gibi platformlarda koordinasyonu artırarak Batı merkezli uluslararası sisteme alternatif bir çeki düzen vermeye çalışıyor. Bu durum, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde ABD ve müttefikleriyle rekabeti kızıştırıyor.
Öte yandan, Hindistan ve Japonya gibi bölgesel güçler, Çin-Rusya ittifakının yükselişini endişeyle izliyor. Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh, geçen hafta yaptığı açıklamada "Hint-Pasifik'te artan askeri iş birliği, bölgesel istikrarı tehdit edebilir" dedi. Çin ise bu eleştirilere yanıt olarak, Rusya ile ilişkilerinin herhangi bir üçüncü tarafa karşı olmadığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin-Rusya yakınlaşmasını kendi dış politika çıkarları doğrultusunda dengelemeye çalışıyor. Ankara, hem NATO üyesi olarak Batı ittifakındaki yerini koruyor hem de Moskova ve Pekin ile ekonomik ve enerji iş birliğini derinleştiriyor. Putin-Xi diyaloğunun güçlenmesi, Türkiye’nin enerji koridoru ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumunu daha da değerli kılabilir. Ancak bu durum, Türkiye’nin Batı ile yaşadığı gerginliklerde alternatif müttefik arayışını hızlandırabilir. Özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı’nın Çin ve Rusya ile yürüttüğü ortak projeler, bu üçlü ilişkide Türkiye’ye manevra alanı sağlıyor.