Rusya’nın Ukrayna’daki savaşında altı aylık dönemde yarım milyondan fazla asker kaybı yaşanırken, Moskova’nın eline geçen toprak miktarı yalnızca 40 kilometrekare oldu. Ukrayna ordusunun savunma hatlarını güçlendirmesi ve Batı’dan gelen askeri yardımlarla karşı taarruza geçmesi, savaşın seyrini değiştiriyor. Veriler, Rusya’nın ilerleyişinin yavaşladığını ve ağır kayıplar verdiğini gösteriyor. Bu durum, Kremlin’in savaş stratejisinde zorluklarla karşılaştığını ortaya koyuyor.
Savaşın Kanlı Bilançosu
İngiliz savunma istihbaratının derlediği verilere göre, 1 Kasım 2023 ile 1 Mayıs 2024 arasında Rusya, Ukrayna cephesinde 500.000’den fazla asker kaybetti. Bu kayıplar, ölü, yaralı ve esir düşen askerleri kapsıyor. Buna karşılık, aynı dönemde Rusya’nın ele geçirdiği toprak miktarı sadece 40 kilometrekare oldu. Bu, Moskova’nın toprak kazanımı başına inanılmaz yüksek bir insan maliyeti ödediğini gösteriyor.
Özellikle Doğu Ukrayna’da Avdiivka ve Bakhmut gibi kentlerde yaşanan yoğun çatışmalar, Rusya’nın ağır kayıplar vermesine yol açtı. Ukrayna ordusunun iyi hazırlanmış savunma hatları ve Batı’dan gelen modern silahlar, Rus ilerleyişini yavaşlatmayı başardı. Rusya’nın özellikle piyade birliklerinde büyük zayiat verdiği ve bu nedenle cephedeki birliklerinin moral ve savaş gücünün düştüğü belirtiliyor.
Savaşın başından bu yana toplam Rus kayıpları ise 500 bini aşmış durumda. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı’nın verilerine göre, savaşın başladığı Şubat 2022’den bu yana Rusya’nın toplam askeri kaybı 470.000’i geçti. Bu rakam, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’da 10 yılda verdiği kayıpların katbekat üzerinde.
Ukrayna’nın Artan Avantajı
Rusya’nın ilerleyişi yavaşlarken, Ukrayna ordusu karşı taarruz hazırlıklarını sürdürüyor. Batı’dan gelen F-16 savaş uçakları, uzun menzilli füzeler ve modern zırhlı araçlar, Ukrayna’nın hava sahasında ve kara harekatında avantaj kazanmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, Ukrayna’nın insansız hava araçları (İHA) ve elektronik harp sistemleri de Rusya’nın lojistiğini ve komuta yapısını hedef alıyor.
ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, Ukrayna’nın 2024 yaz aylarında daha büyük çaplı bir karşı taarruz başlatabileceğini belirtiyor. Bu taarruzun, özellikle Güney Ukrayna’da Kırım’a giden kara köprüsünü kesmeyi hedefleyeceği düşünülüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, “Rusya’nın işgal altındaki topraklarını geri almak için yeterli güce sahibiz” açıklamasında bulundu.
Ancak Batılı askeri analistler, Ukrayna’nın insan gücü ve mühimmat konusunda hala Rusya’nın gerisinde olduğunu vurguluyor. Rusya’nın savunma sanayisini tam savaş ekonomisine çevirdiği ve cepheye sürekli yeni birlikler sevk ettiği belirtiliyor. Yine de, mevcut kayıp oranı devam ederse, Rusya’nın savaş kapasitesinin önümüzdeki yıl ciddi şekilde zayıflayabileceği öngörülüyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Savaşın bu aşaması, uluslararası toplumun Ukrayna’ya desteğini sürdürmesi açısından kritik. ABD’de Kongre’nin Ukrayna’ya yönelik 61 milyar dolarlık yardım paketini onaylaması, Ukrayna’nın mühimmat ihtiyacını karşılamaya yardımcı olacak. Avrupa Birliği ise Ukrayna’ya 50 milyar euro’luk ekonomik destek paketi hazırlığında. Bunun yanı sıra, NATO ülkeleri Ukrayna’ya askeri eğitim ve istihbarat desteği vermeye devam ediyor.
Öte yandan, Rusya’nın savaş ekonomisinin sürdürülebilirliği sorgulanıyor. Batı yaptırımları, Rusya’nın petrol ve doğalgaz gelirlerini önemli ölçüde azaltırken, savunma harcamaları ekonomik büyümeyi olumsuz etkiliyor. Rusya Merkez Bankası, enflasyonun yüzde 8’e yaklaştığını ve ekonominin aşırı ısındığını açıkladı. Bu durum, Putin yönetiminin savaşı finanse etme kabiliyetini zamanla zorlaştırabilir.
Çin’in Rusya’ya verdiği siyasi destek ise Batı’nın yaptırımlarını delmekte sınırlı kalıyor. Çin, savaşın uzamasından rahatsız olsa da, Rusya’yı tamamen terk etmekten kaçınıyor. Bu denge politikası, Pekin’in uluslararası itibarını koruma stratejisinin bir parçası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Savaşın uzaması ve Rusya’nın ağır kayıplar vermesi, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Rusya’nın zayıflaması, Ankara’nın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulama ve Karadeniz’deki nüfuzunu koruma kapasitesini artırabilir. Ancak, savaşın sona ermemesi Türkiye’nin enerji fiyatları ve turizm gelirleri üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Ayrıca, Ukrayna’nın savaşta kazandığı ivme, Ankara’nın Kiev ile savunma sanayi işbirliğini derinleştirmesine fırsat tanıyabilir. Türkiye, hem Rusya hem de Ukrayna ile dengeli ilişkilerini sürdürme stratejisini korurken, savaşın sona ermesi için arabuluculuk çabalarını da yoğunlaştırıyor.