ABD'nin en yüksek yargı organı olan Yüksek Mahkeme (Supreme Court), son yıllarda aldığı kararlarla ülke içinde ve uluslararası alanda geniş yankı uyandırıyor. Kâr amacı gütmeyen araştırmacı gazetecilik kuruluşu ProPublica, "Watch: The New Supreme Court" başlıklı haberinde, mahkemenin değişen yapısını ve bu değişimin Amerikan toplumu üzerindeki etkilerini inceledi. Özellikle 2020'de Ruth Bader Ginsburg'un vefatı ve ardından Amy Coney Barrett'ın atanmasıyla muhafazakâr kanat 6-3'lük bir üstünlük elde etti. Bu yeni denge, kürtaj hakları, silah düzenlemeleri, çevre politikaları ve idari devlet gibi konularda köklü değişimlere yol açtı.
Yüksek Mahkeme'deki yapısal değişim
ABD Yüksek Mahkemesi, 9 yargıçtan oluşuyor ve yargıçlar ömür boyu görev yapıyor. Son yıllarda üç yargıç, eski Başkan Donald Trump döneminde atandı: Neil Gorsuch (2017), Brett Kavanaugh (2018) ve Amy Coney Barrett (2020). Bu atamalarla muhafazakâr yargıçların sayısı 6'ya yükseldi. Mahkemenin şu anki üyeleri arasında Başyargıç John Roberts, Clarence Thomas, Samuel Alito, Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh, Amy Coney Barrett, Stephen Breyer (liberal), Elena Kagan (liberal) ve Sonia Sotomayor (liberal) bulunuyor. 2022'de Stephen Breyer emekli oldu ve yerine Ketanji Brown Jackson atandı; ancak bu, liberal kanadın sayısını değiştirmedi.
Mahkeme, 2022'de Dobbs v. Jackson Women's Health Organization davasında Roe v. Wade kararını bozarak kürtaj hakkını eyaletlere bıraktı. Bu karar, ABD genelinde büyük protestolara ve birçok eyalette kürtaj yasaklarına yol açtı. Ayrıca New York Eyalet Tüfek ve Tabanca Derneği v. Bruen davasında, silah taşıma izinlerini sıkılaştıran eyalet yasalarını anayasaya aykırı buldu. Çevre konusunda ise West Virginia v. EPA davasında, Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) sera gazı emisyonlarını düzenleme yetkisini sınırladı. Bu kararlar, mahkemenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir aktör haline geldiğini gösteriyor.
Kararların toplumsal ve küresel yansımaları
Yüksek Mahkeme'nin kararları, ABD iç politikasında kutuplaşmayı derinleştirdi. Muhafazakârlar bu kararları "özgürlüklerin ve eyalet haklarının zaferi" olarak nitelendirirken, liberaller "temel hakların geriye gidişi" olarak eleştiriyor. Mahkemenin itibarı da tartışmalı hale geldi; kamuoyu yoklamaları, mahkemeye duyulan güvenin son yıllarda azaldığını gösteriyor. ProPublica'nın haberinde, mahkemenin yeni yapısının sadece ABD'yi değil, küresel ölçekte de insan hakları, çevre ve silahlanma politikalarını etkileyebileceği vurgulanıyor. Örneğin, ABD'nin iklim taahhütleri, EPA'nın yetkilerinin sınırlanmasıyla sekteye uğrayabilir. Ayrıca kürtaj hakkının eyaletlere bırakılması, uluslararası kadın hakları savunucuları tarafından endişeyle izleniyor. Yüksek Mahkeme'nin kararları, diğer ülkelerin anayasa mahkemeleri için de emsal teşkil edebilir; zira ABD modeli, birçok ülkede yargısal denetim mekanizmalarına ilham veriyor.
Öte yandan, mahkemenin idari devlet karşıtı tutumu, federal kurumların düzenleme gücünü zayıflatıyor. Bu durum, ilaç güvenliğinden finansal düzenlemelere kadar geniş bir yelpazede etkili olabilir. ProPublica, haberinde ayrıca mahkemenin şeffaflık eksikliğine ve yargıçların etik kurallarına uymamasına dikkat çekiyor. Son dönemde Clarence Thomas'ın eşinin 6 Ocak olaylarına karışması ve yargıçların lüks seyahatlerinin ortaya çıkması, mahkemenin meşruiyetini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin yeni yapısı ve kararları, Türkiye'yi doğrudan bağlamasa da küresel dengeler açısından dolaylı etkiler taşıyor. ABD'nin iklim politikalarındaki olası geri adım, Paris Anlaşması hedeflerini zayıflatabilir; bu da Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve enerji güvenliği planlarını etkileyebilir. Ayrıca mahkemenin silah hakları konusundaki geniş yorumu, uluslararası silah ticaretini ve güvenlik dengelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, ABD ile stratejik ortaklığında yargı kararlarını değil, yürütmenin politikalarını muhatap alıyor; ancak ABD iç hukukundaki bu değişimler, iki ülke arasındaki anlaşmaların uygulanmasında belirsizlik yaratabilir. Özellikle savunma sanayii iş birlikleri ve yaptırım kararları, ABD'nin iç siyasi dinamiklerinden etkilenebilir.