Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna ile Varşova arasında bir Ukrayna askeri birliğine, İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonyalılara karşı katliamlar gerçekleştirmiş milliyetçi bir grup olan Ukrayna İsyan Ordusu'na (UPA) atfen isim verilmesi nedeniyle patlak veren diplomatik krizde sükunet ve diyalog çağrısında bulundu. Pazartesi günü yaptığı açıklamada Tusk, iki ülke arasındaki dayanışmanın önemini vurgulayarak, gerilimin tırmanmasının her iki tarafın da çıkarına olmadığını belirtti. Ukrayna'nın, Rusya'ya karşı savunma amacıyla oluşturduğu yeni tugaya "Holodny Yar" adını vermesi, Polonya'da tarihsel acıları canlandırdı ve ilişkileri gerdi.
Gelişmenin arka planı
Ukrayna İsyan Ordusu (UPA), 1942-1947 yılları arasında Volhinya ve Galiçya bölgelerinde Polonyalı sivillere yönelik etnik temizlik hareketleriyle tanınır. Tarihçilere göre, bu saldırılarda 50.000 ila 100.000 Polonyalı hayatını kaybetti. Ukrayna'da UPA, Sovyet karşıtı bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olarak anılırken, Polonya'da savaş suçu işlemiş bir örgüt olarak kabul edilir. Bu nedenle Ukrayna ordusunun bir birliğine UPA'nın savaştığı bölgeye atfen "Holodny Yar" adını vermesi, Polonya kamuoyunda büyük tepki çekti. Polonya Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'nın bu adımı "tarihsel uzlaşma çabalarına darbe" olarak nitelendirdi. Tusk ise açıklamasında, tarihsel yaraların üzerine gitmektense, geleceğe odaklanılması gerektiğini ima etti.
Ukrayna tarafı ise ismin askeri bir birime verilmesinin, bölgenin tarihsel öneminden kaynaklandığını ve Polonya'ya karşı herhangi bir düşmanca niyet taşımadığını belirtti. Ukrayna Savunma Bakanlığı, birliğin asıl amacının Rus saldırganlığına karşı toprak bütünlüğünü korumak olduğunu vurguladı. Ancak Polonya'daki tepkiler, Ukrayna'nın Batı'ya entegrasyon çabaları sırasında tarihsel sorunların bir kez daha su yüzüne çıktığını gösteriyor. UPA tartışması, iki ülke arasında 2016 ve 2018'de de benzer gerginliklere yol açmış, o dönemde Polonya, Ukrayna'nın NATO ve AB üyelik süreçlerine desteğini askıya alma tehdidinde bulunmuştu.
Bölgesel veya küresel boyut
Polonya-Ukrayna arasındaki bu gerginlik, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının sürdüğü hassas bir dönemde yaşanıyor. Varşova, Ukrayna'ya en fazla askeri ve insani yardım sağlayan ülkelerden biri ve aynı zamanda Ukrayna'nın AB ve NATO üyeliğinin en güçlü savunucuları arasında. Tusk'ın diyalog çağrısı, müttefikler arasında oluşabilecek bir bölünmenin Rusya'ya avantaj sağlayacağı endişesinden kaynaklanıyor. Avrupa Birliği ve NATO içinde Polonya-Ukrayna dayanışması, Doğu Avrupa güvenlik mimarisinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Bu nedenle, tarihsel bir isimlendirme yüzünden ilişkilerin bozulması, Batı ittifakının Rusya karşısındaki birliğine zarar verebilir. Almanya ve Fransa gibi diğer AB üyeleri, tarafları itidale davet ederken, ABD de Ukrayna'nın batı destekli savunma politikalarında Polonya'nın kritik rolüne dikkat çekiyor.
Öte yandan, Ukrayna'da milliyetçi sembollerin ordu içinde kullanılması, Kiev'in iç siyasetinde de tartışmalara neden oluyor. Bazı çevreler, Ukrayna'nın ulusal kimlik inşasında UPA gibi tarihsel figürlerin diriltilmesinin, Rus propagandasına malzeme verdiğini ve Polonya gibi müttefiklerle ilişkileri gereceğini savunuyor. Tusk'ın uzlaşmacı tutumu, bu tür hassasiyetlerin altını çizerken, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın korunması gerektiğine işaret ediyor. Krizin çözümü için önümüzdeki günlerde Polonya-Ukrayna ortak tarih komisyonunun toplanması ve birliğe alternatif bir isim bulunması bekleniyor. Bu süreç, sadece iki ülke için değil, Doğu Avrupa'daki istikrar ve Rusya'ya karşı transatlantik dayanışma için de belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Polonya-Ukrayna arasındaki tarihsel gerginlik, Türkiye'nin Ukrayna ve Polonya ile olan ikili ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, her iki ülkeyle de stratejik ortaklık içinde olup, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemekte ve Karadeniz güvenliğinde Polonya ile işbirliği yapmaktadır. Bu kriz, Kiev'in Batı'ya entegrasyon sürecinde tarihsel yüklerin aşılması gerektiğini göstermektedir. Ankara, Karadeniz bölgesinde Rusya'ya karşı bir denge unsuru olarak gördüğü Polonya-Ukrayna dayanışmasının zayıflamasından endişe duyabilir. Türkiye, arabuluculuk potansiyeli olan bir aktör olarak, taraflar arasında diyaloğu teşvik edebilir ve tarihsel sorunların geleceğe taşınmaması için yapıcı rol oynayabilir.