Ortadoğu uzmanı Jasim Al-Azzawi, Lübnanlı analist Ronnie Chatah ile yaptığı podcast yayınında, Lübnan'ın bölgesel ve küresel güçler arasındaki rekabette nasıl sıkıştığını masaya yatırdı. Programda, ülkenin siyasi ve ekonomik krizlerinin dış müdahalelerle nasıl derinleştiği ele alınırken, büyük güçlerin Lübnan'ı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabaları tartışıldı. Chatah, Lübnan'ın bağımsız bir aktör olmaktan çıkarak bölgesel dengelerin bir parçası haline geldiğini savundu.
Gelişmenin Arka Planı: Lübnan'ın Kırılgan Yapısı
Lübnan, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Ülkede para birimi %90'dan fazla değer kaybederken, yoksulluk oranı %80'e yaklaştı. Siyasi sistem ise mezhepsel bölünmeler nedeniyle felç durumda. Hizbullah'ın İran tarafından desteklenmesi, Suudi Arabistan ve Batılı ülkelerin Lübnan'a yönelik politikalarını şekillendiriyor. Chatah, bu durumun Lübnan'ı bir 'vekâlet savaşı' alanına dönüştürdüğünü vurguladı. Özellikle 2020 Beyrut patlaması sonrası oluşan siyasi boşluk, dış aktörlerin nüfuz mücadelesini daha da belirginleştirdi.
Bölgesel Boyut: Büyük Güçlerin Oyunu
Podcastte, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasının Lübnan üzerinden yürütüldüğü belirtiliyor. Washington, Hizbullah'ın siyasi ve askeri varlığını sınırlamak için Lübnan hükümetine ekonomik yaptırımlar uygularken, İran ise Hizbullah aracılığıyla nüfuzunu korumaya çalışıyor. Suudi Arabistan ise Lübnan'ı İran etkisinden kurtarmak için mali yardım tekliflerini siyasi koşullara bağlıyor. Chatah, büyük güçlerin Lübnan'ı bir pazarlık kozu olarak gördüğünü ve ülkenin iç istikrarının bu oyunun feda edildiğini ifade etti. Öte yandan Fransa gibi batılı ülkelerin reform çağrılarına rağmen somut adımlar atamadığına dikkat çekildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu karmaşık denklem, Türkiye'nin Doğu Akdeniz enerji politikaları ve Filistin meselesiyle bağlantılı olarak yakından izlenmelidir. Ankara, Lübnan'daki siyasi istikrarsızlığın bölgeye yayılma potansiyeli taşıdığını ve özellikle mülteci akınları üzerinden Türkiye'ye doğrudan etkileri olabileceğini dikkate almalıdır. Ayrıca, Hizbullah ile İran arasındaki yakın ilişki, Türkiye'nin bölgede denge arayışını karmaşıklaştırmaktadır. Türkiye, Lübnan'daki krizin çözümüne yönelik diplomatik girişimlerde bulunarak, hem ekonomik iş birliği fırsatlarını değerlendirebilir hem de bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Ancak bu çabaların, diğer büyük güçlerin çıkar çatışmaları arasında sıkışma riski taşıdığı da unutulmamalıdır.