Kudüs İslam Yüksek Kurulu Başkanı ve Mescid-i Aksa Vaizi Şeyh Ekrime Sabri, Salı günü yaptığı açıklamada, "Kudüs dün Filistinliydi, bugün Filistinli ve yarın da Filistinli kalacaktır" diyerek, kentte elçilik açma girişimlerinin Filistin statüsünü değiştirmeyeceğini vurguladı. Sabri'nin açıklaması, Kudüs'te yeni bir elçilik açılışının ardından geldi. Şeyh Sabri, uluslararası toplumu Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsüne saygı duymaya çağırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Kudüs, yüzyıllardır üç semavi din için kutsal kabul edilen bir şehir olmasının yanı sıra, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas noktalarından birini oluşturuyor. İsrail, 1967'de işgal ettiği Doğu Kudüs'ü ilhak ettiğini ilan etmiş olsa da, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun büyük çoğunluğu Doğu Kudüs'ü işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ediyor. Birçok ülke, Tel Aviv'deki büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıma veya Kudüs'te diplomatik temsilcilik açma kararı almış durumda. Bu adımlar, Kudüs'ün statüsüyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şeyh Sabri'nin açıklamaları, Filistin yönetimi ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) Kudüs konusundaki tutumuyla örtüşüyor. Filistinliler, Kudüs'ün bağımsız Filistin devletinin başkenti olması gerektiğini savunurken, İsrail tüm Kudüs'ü "ebedi ve bölünmez başkenti" olarak görüyor. ABD'nin 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve büyükelçiliğini buraya taşıması, ardından diğer bazı ülkelerin de benzer adımlar atması, bölgede tansiyonu artırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına rağmen, bazı ülkeler Kudüs'te diplomatik varlıklarını güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin geleneksel Filistin yanlısı duruşu ve Kudüs'ün İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'te Filistin devletinin başkenti olması gerektiği yönündeki tutumuyla doğrudan ilgilidir. Türkiye, Kudüs'ün statüsünde tek taraflı değişikliklere karşı çıkmakta ve uluslararası hukuka uygun bir çözüm çağrısı yapmaktadır. Şeyh Sabri'nin açıklamaları, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler nezdinde desteklediği pozisyonu güçlendirmektedir. Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu ve Filistin davasına verdiği destek düşünüldüğünde, bu tür açıklamalar Ankara'nın dış politikasını dolaylı olarak etkileyebilir ve Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektirebilir.