İran'a bağlı Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) eş lideri, İran yönetiminin son dönemde dile getirdiği, “Türkiye’nin, ABD’nin Kürt gruplar üzerinden Tahran’da rejim değişikliği planını engellediği” iddiasını alaycı bir dille karşıladı. PJAK eş lideri, “Ne Washington’un ne de Tel Aviv’in, Türkiye’nin itirazları nedeniyle İran’da rejim değişikliği gibi stratejik bir hedeften vazgeçeceğine inanmıyorum” diyerek, İran'ın iddialarının temelsiz olduğunu belirtti. Bu açıklama, sınır ötesi operasyonları ve Suriye sahasındaki gerilimleriyle bilinen bölgesel dinamiklerin ortasında, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir tartışma başlatabilir.
İddianın Arka Planı ve PJAK'ın Rolü
İran'ın resmi medya organlarında ve diplomatik kanallarda son haftalarda sıkça gündeme getirdiği bu iddia, PKK ile ideolojik bağları bulunan ve İran topraklarında faaliyet gösteren PJAK'ın, ABD ve İsrail tarafından Tahran yönetimini devirmek amacıyla kullanıldığı tezine dayanıyor. İranlı yetkililere göre Türkiye, hem PJAK’a karşı yürüttüğü askeri operasyonlar hem de Ankara-Washington arasındaki diplomatik dengeler nedeniyle bu planı boşa çıkarmıştı. PJAK eş lideri, bu senaryoyu “absürt” olarak nitelendirerek, “ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki stratejik çıkarları, herhangi bir ülkenin itirazıyla kolayca şekillenecek kadar kırılgan değil” ifadelerini kullandı. PJAK, İran’ın batısındaki Kürdistan eyaletinde varlık gösteren, silahlı ve siyasi bir örgüt olarak biliniyor. Örgüt, zaman zaman İran güvenlik güçleriyle çatışmış, Türkiye ise PKK ile bağlantısı nedeniyle PJAK'ı yakından takip etmişti. Bu açıklama, aynı zamanda PJAK'ın Tahran yönetimine karşı siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürmeye devam ettiğini de gösteriyor.
Bölgesel Boyut: Türkiye-İran Rekabeti ve Kürt Faktörü
Bu tartışma, sadece iki ülke arasındaki söylemsel bir gerilim değil, aynı zamanda Ortadoğu’da ABD, İsrail, Türkiye ve İran arasında oynanan büyük oyunun bir parçası. İran, son dönemde nükleer programı ve bölgesel nüfuzu nedeniyle Batı’nın yoğun baskısı altında. ABD’nin Başkan Biden yönetimi, Tahran’la nükleer müzakerelerde tıkanıklık yaşarken, İran’da iç karışıklık yaratma veya rejim değişikliğini destekleme suçlamaları sıkça gündeme geliyor. Türkiye ise, bir yandan PKK ve uzantılarıyla mücadele ederken, diğer yandan İran’la Suriye, Irak ve Kafkasya'da rekabet halinde. Ankara, İran’daki bir rejim değişikliğinin bölgede daha büyük istikrarsızlığa yol açacağı endişesini taşıyor. Ancak PJAK liderinin açıklaması, Ankara’nın bu konuda ABD’nin planlarını engelleyecek kadar etkili olmadığını ima ediyor. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel bir aktör olarak sınırlarını ve ittifaklarını sorgulatıyor. Ayrıca, İsrail’in İran’a yönelik sabırsız tutumu ve potansiyel askeri seçeneklerin masada olduğu sinyalleri, PJAK açıklamasının bölgesel yankılarını artırıyor. PJAK lideri, bu tür planların istihbarat ve lojistik boyutunun karmaşıklığına dikkat çekerek, Türkiye gibi bir ülkenin veto yetkisine sahip olmasının hayal olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin İran’la ilişkilerinde yeni bir sınav anlamına geliyor. İran’ın Ankara’yı ABD planlarını engelleyen bir ülke olarak göstermesi, aslında iki ülke arasındaki güvensizliğin ve rekabetin bir yansıması. Türkiye, bir yandan PKK/PJAK tehdidine karşı sınır ötesi operasyonlarını sürdürürken, diğer yandan ABD ve İsrail’le olan ittifakını İran’ı rahatsız etmeyecek şekilde dengelemeye çalışıyor. PJAK liderinin açıklaması, Türkiye’nin bu gelişmelerde pasif bir aktör olmadığı, ancak kendi güvenlik kaygıları doğrultusunda hareket ettiği gerçeğini ortaya koyuyor. Ankara’nın bu denge oyununu sürdürebilmesi, bölgesel istikrar ve ulusal güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin hem İran’la diyalog kanallarını açık tutması hem de Kürt gruplarla mücadelesinde bağımsız politikalar izlemesi bekleniyor.