Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve dönmesi halinde petrol piyasasını sakinleştirebileceğine dair iddiaları, mevcut koşulların değişmesiyle sorgulanır hale geldi. Stratejik rezervlerin önemli ölçüde tükenmesi, küresel talep projeksiyonlarındaki belirsizlikler ve üretici ülkelerdeki kapasite daralması, herhangi bir arz kesintisinin fiyatları hızla yukarı çekme potansiyelini artırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel ham petrol stokları son beş yılın en düşük seviyesine gerilerken, ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi (SPR) Mart 2024 itibarıyla 375 milyon varile düşerek son 40 yılın en düşük seviyesini gördü. Bu durum, piyasayı arz şoklarına karşı neredeyse korumasız bırakıyor.
Stratejik Rezervlerdeki Erozyon ve Arz Kırılganlığı
Trump döneminde 2020'de COVID-19 salgını sonrası rekor düşüşler yaşayan petrol fiyatlarını dengelemek için kullanılan SPR, Biden yönetimi altında Ukrayna savaşı ve OPEC+ kesintileriyle mücadele amacıyla büyük ölçüde boşaltıldı. 2022'de 180 milyon varillik tarihi bir satış gerçekleştirildi. Şu anda rezervlerin yeniden doldurulması için yapılan alımlar, fiyatların düşük olduğu dönemlerde bile yetersiz kalıyor. ABD Enerji Bakanlığı, 2024'te sadece 12 milyon varil geri alım planladığını açıkladı.
Öte yandan OPEC+'ın üretim kesintilerine rağmen, Suudi Arabistan ve Rusya gibi büyük üreticilerin mevcut atıl kapasitesi sınırlı. IEA tahminlerine göre küresel atıl kapasite 2024'te günlük sadece 4 milyon varil seviyesinde, bu da tarihsel ortalamaların oldukça altında. Yeni yatırımların yetersizliği ve yeşil dönüşüm baskıları, uzun vadede arz büyümesini kısıtlıyor.
Jeopolitik Riskler ve Talep Belirsizliği
Ortadoğu'daki gerginlikler, özellikle İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılma riski, Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz'de gemiciliğin sekteye uğraması ve Rusya-Ukrayna savaşının enerji altyapısına yönelik saldırıları, arz güvenliğini tehdit ediyor. Aynı zamanda küresel ekonominin yavaşlamasına rağmen, Çin ve Hindistan kaynaklı talep artışı devam ediyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), dünya büyümesinin 2024'te %3,2 olacağını öngörürken, petrol talebindeki büyümenin günde 1,3 milyon varil olması bekleniyor. Bu dengeler, Trump'ın vaat ettiği gibi düşük fiyatların kalıcı olmayacağını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki olası yükseliş, Türkiye gibi net petrol ithalatçısı bir ülke için doğrudan cari açık ve enflasyon baskısı anlamına geliyor. Türkiye'nin enerji ithalatı faturası 2023'te 70 milyar doları aşarken, her 10 dolarlık varil başına fiyat artışı yıllık 4-5 milyar dolar ek yük getirebilir. Ayrıca Rusya ve İran'dan yapılan petrol alımlarında yaşanacak jeopolitik gerilimler, tedarik kanallarını tehdit edebilir. Türkiye'nin enerji arz güvenliği için alternatif rotalar (TANAP, Bakü-Tiflis-Ceyhan) ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması kritik önem taşıyor. Küresel piyasadaki kırılganlık, Türkiye'nin dış politikada enerjiyi bir araç olarak kullanma kabiliyetini de sınırlayabilir.