Petrol fiyatları, İran ile İsrail arasındaki savaş tehdidinin zirve yaptığı dönemdeki seviyelerine geri dönse de, küresel petrol piyasasında arz, talep ve nakliye açısından henüz bir normalleşme yaşanmıyor. Bu durum, fiyatlardaki geri çekilmenin yanıltıcı olabileceğine ve piyasanın hâlâ kırılgan olduğuna işaret ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, ham petrol fiyatları varil başına 75 doların altına inerek savaş öncesi seviyelerine yaklaştı ancak piyasa dinamikleri, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Fiyatlar düştü ama riskler devam ediyor
Ocak 2025'te başlayan İran-İsrail gerginliği sırasında petrol fiyatları varil başına 90 doların üzerine çıkmıştı. Ancak diplomatik çabalar ve ateşkes görüşmeleriyle birlikte fiyatlar Mart ayı itibarıyla 72-75 dolar bandına geriledi. Bu düşüş, piyasanın savaş riskini fiyatlamayı bıraktığı şeklinde yorumlansa da, arz cephesinde önemli bir değişiklik olmadı. İran'ın petrol ihracatı halen yaptırım rejimi altında ve Suudi Arabistan ile Rusya, gönüllü üretim kesintilerini sürdürüyor. OPEC+ grubu, Nisan 2025 toplantısında mevcut kesintilerin devamına karar verdi.
Öte yandan, küresel talep de güçlü bir toparlanma işareti göstermiyor. Çin'de ekonomik büyümenin yavaşlaması ve ABD'de resesyon endişeleri, petrol tüketimini sınırlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2025 yılı küresel petrol talep artışını günlük 1,1 milyon varil olarak tahmin ediyor — bu, 2024'teki 1,5 milyon varillik artışın altında. Talep zayıflığı, fiyatların daha da düşmesine neden olabilir ancak jeopolitik bir kırılma durumunda fiyatlar yeniden yukarı fırlayabilir.
Nakliye ve sigortada normalleşme yok
Petrol fiyatları savaş öncesine dönmüş olsa da, tanker taşımacılığı ve sigorta primleri hâlâ yüksek seyrediyor. Kızıldeniz'de Yemen merkezli Ensarullah hareketinin saldırıları nedeniyle birçok tanker, Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasını kullanmak zorunda kalıyor. Bu durum, nakliye maliyetlerini %30-40 oranında artırırken, sevkiyat sürelerini de uzatıyor. Lloyd's of London verilerine göre, savaş riski sigorta primleri, geçen yıla göre hâlâ %15 daha yüksek.
Bunun yanı sıra, Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle yaptırım altındaki Rus petrolüne alternatif arz kaynakları arayışı, lojistik darboğazlara yol açıyor. ABD'nin Şubat 2025'te Rus petrolüne yönelik ikincil yaptırımları sıkılaştırması, Hindistan ve Çin gibi büyük alıcıların Rus ham petrolüne erişimini zorlaştırdı. Bu durum, Asya spot piyasalarında fiyatların yükselmesine neden olurken, Avrupa'nın alternatif tedarikçilere yönelmesiyle de bölgesel fiyat farklılıkları ortaya çıktı.
Olası senaryolar: OPEC+ hamlesi, jeopolitik sürprizler
Uzmanlara göre, petrol piyasasında önümüzdeki dönemde üç temel senaryo var. Birincisi, OPEC+'nın Nisan ayı toplantısında beklenmedik bir şekilde üretim kesintilerini azaltması durumunda arz artışı fiyatları aşağı çekebilir. Ancak Suudi Arabistan'ın fiyatları istikrarlı tutma isteği bu olasılığı zayıflatıyor. İkinci senaryo, İran'la yeni bir nükleer anlaşma ihtimali: Eğer diplomatik süreç başarılı olur ve yaptırımlar hafiflerse, günlük 1,5 milyon varil İran petrolü piyasaya dönebilir; bu da fiyatları 70 doların altına itebilir. Üçüncü senaryo ise jeopolitik bir tırmanış: İsrail-İran gerginliğinin yeniden alevlenmesi veya Rusya-Ukrayna cephesinde büyük bir kriz, fiyatları 100 doların üzerine çıkarabilir.
Şu an için piyasa, mevcut dengenin kırılgan olduğu konusunda hemfikir. Citi araştırma raporuna göre, 2025'in ikinci çeyreğinde Brent petrolün varil fiyatının 70-80 dolar aralığında dalgalanması bekleniyor ancak jeopolitik risk priminin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarının savaş öncesine dönmesi, net petrol ithalatçısı olan Türkiye için kısa vadede olumlu bir gelişme. Cari açık üzerindeki baskıyı azaltacak bu durum, enflasyonla mücadeleye de katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye, Orta Doğu'daki jeopolitik risklere coğrafi yakınlığı nedeniyle hassas. Özellikle İran-İsrail gerginliğinin tırmanması halinde, Türkiye'nin enerji tedarik rotaları (özellikle Hazar ve Irak-Türkiye boru hatları) etkilenebilir. Ayrıca, nakliye maliyetlerinin yüksek seyretmesi, Türkiye'ye ulaşan petrol ürünlerinin fiyatına yansımaya devam ediyor. Ankara'nın, hem fiyat istikrarı hem de arz güvenliği için diplomatik girişimleri sürdürmesi ve alternatif tedarik kaynaklarıyla ilişkilerini çeşitlendirmesi kritik önemde.