Petrol fiyatları, İsrail-Hamas savaşının başlamasıyla yükseldiği seviyelerden gerileyerek çatışma öncesi dönemin fiyatlarına döndü. ABD yönetimi, Basra Körfezi'ndeki kritik geçiş noktası Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin normale yaklaştığını açıklarken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın Körfez ülkelerine yönelik diplomatik turu, İran ile varılan ön nükleer anlaşmaya destek arayışı olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı'nda trafik normale dönüyor
ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük petrol tankeri sayısının savaş öncesi seviyelere ulaştığını duyurdu. Pentagon sözcüsü, "Geçişlerde herhangi bir aksama yaşanmıyor, deniz güvenliği sağlanmış durumda" dedi. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu dar su yolu, İran'ın tehditleri ve bölgedeki tansiyon nedeniyle savaş sırasında risk altındaydı. Ancak ABD Donanması ve müttefiklerinin devriyeleri sayesinde seyrüsefer güvenliği sağlandı. Petrol fiyatları, İsrail-Hamas savaşının başladığı 7 Ekim'de varil başına 95 doların üzerine çıkmış, ancak dün 85 doların altına gerileyerek savaş öncesi seviyeleri gördü. Bu düşüşte İran'ın doğrudan çatışmaya girmemesi ve Hürmüz'ün açık kalması etkili oldu.
Blinken'dan Körfez turu: İran anlaşmasına destek arayışı
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Umman'ı kapsayan diplomatik turunda, İran ile varılan ön nükleer anlaşmanın detaylarını Körfezli müttefiklerine aktardı. Anlaşma kapsamında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve yaptırımların kısmen hafifletilmesi öngörülüyor. Blinken, Körfez ülkelerine "İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşı güvenlik garantilerimiz devam ediyor" mesajı verdi. Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın nükleer programı konusunda endişeli olmakla birlikte, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlayabileceğini kabul ediyor. Ancak İran'ın vekil güçler aracılığıyla Yemen ve Suriye'deki faaliyetleri, Körfez ülkelerinde tedirginlik yaratmaya devam ediyor. Blinken'ın turu, ABD'nin Ortadoğu'dan çekilme algısını kırmayı ve müttefiklerine güvence vermeyi hedefliyor.
Küresel petrol piyasaları ve jeopolitik riskler
Petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için olumlu bir gelişme. Ancak uzmanlar, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığı uyarısında bulunuyor. İsrail-Hamas savaşının sona ermemesi, Husi militanlarının Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları ve İran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirme çabaları, petrol piyasasında oynaklığa neden olabilir. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), 2024 yılı için petrol fiyat tahminini 85-90 dolar aralığında korurken, arz kesintileri durumunda 100 doların yeniden görülebileceğini belirtiyor. OPEC+'ın üretim kısıntıları da fiyatları yukarı yönlü destekleyen bir diğer faktör.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere dönmesi, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye için olumlu bir gelişmedir. Cari açığın azalmasına ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlayabilir. Ancak Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle artan ticari ilişkileri ve enerji arz güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. ABD-İran anlaşmasının bölgesel gerilimleri azaltması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik kaygılarını dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan, ABD'nin Körfez'deki varlığını sürdürmesi, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözetme politikasını etkileyebilir. Ankara, enerji arzında alternatif kaynaklara yönelirken, bu gelişmeleri yakından izlemektedir.