Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için New York’a yaptığı ziyaret sırasında karşılaştığı seyahat kısıtlamaları nedeniyle New York Belediye Başkanı Eric Adams ile planlanan görüşmesini ve Boston’da bir üniversitede yapacağı konuşmayı iptal etmek zorunda kaldı. Petro, bu kısıtlamaları “anti-demokratik” olarak nitelendirirken, ABD’nin diplomatik misyonlara uyguladığı hareket alanı sınırlamalarının uluslararası normları ihlal ettiğini savundu.
Kısıtlamalar ve iptaller nasıl gelişti?
Petro, BM Genel Kurulu’na katılmak üzere 18 Eylül’de New York’a geldi. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı, Kolombiya liderinin New York dışına çıkmasını ve şehir içinde belirli bölgelere gitmesini kısıtlayan bir seyahat programı uyguladı. Bu kısıtlamalar, Petro’nun New York Belediye Başkanı Eric Adams ile bir araya gelmesini engelledi. Başkanlık ofisinden yapılan açıklamada, “Başkan Petro, Belediye Başkanı Adams ile görüşmek için sabırsızlanıyordu ancak ABD hükümeti tarafından dayatılan seyahat sınırlamaları bu görüşmeyi imkansız hale getirdi” denildi.
Aynı kısıtlamalar, Petro’nun Boston’da Harvard Üniversitesi’nde planlanan akademik konuşmasını da iptal ettirdi. Başkanlık kaynakları, konuşmanın “lojistik zorluklar” nedeniyle iptal edildiğini duyururken, bu durumun doğrudan ABD’nin getirdiği kısıtlamalardan kaynaklandığını belirtti. Kolombiya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin diplomatik protokolü ihlal eden bu uygulamasını resmi olarak protesto etti.
Petro, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Birleşmiş Milletler’in kurulduğu ülkede, bir devlet başkanının New York şehrinde özgürce hareket edememesi kabul edilemez. Bu, demokrasiye aykırı bir uygulamadır” ifadelerini kullandı. Kolombiya lideri kısıtlamaların, ülkesinin ABD ile ilişkilerinde “ciddi bir güven sorunu” yarattığını da dile getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD Latin Amerika müdahalesi mi?
Petro’nun tepkisi, ABD’nin Latin Amerika ülkelerine yönelik politikalarına ilişkin uzun süredir devam eden güvensizliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kolombiya, ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiklerinden biri olup, 2000’li yıllardan bu yana “Plan Kolombiya” kapsamında Washington’dan milyarlarca dolarlık askeri ve ekonomik yardım almıştır. Ancak Petro’nın 2022’de iktidara gelmesiyle birlikte, Bogota-Washington hattında özellikle uyuşturucuyla mücadele ve çevre politikaları konusunda görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
Petro, Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun siyasi muhalefetle diyalog sürecini desteklerken, ABD Maduro rejimine yönelik yaptırımları sürdürüyor. Ayrıca Petro, İsrail’in Gazze saldırılarını eleştirerek İsrail büyükelçisini sınır dışı etmiş ve ülkesinin İsrail’le diplomatik ilişkilerini kesmişti. Bu tutum, ABD’nin İsrail yanlısı duruşuyla ters düşüyor. Uzmanlara göre, ABD’nin Petro’ya uyguladığı seyahat kısıtlamaları, bu derinleşen siyasi farklılıkların bir tezahürü olabilir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, diplomatik misyonlara ev sahipliği yapan ülkelerin, devlet başkanlarına sınırsız hareket özgürlüğü sağlaması gerektiğini belirtir. Ancak ABD, 1947 tarihli bir anlaşmaya dayanarak – o dönem Sovyet casusluk faaliyetlerine karşı – BM merkezine 25 mil (yaklaşık 40 kilometre) uzaklıktaki bir alan dışına çıkışlarda seyahat bildirimi zorunluluğu getirmiştir. Bu düzenleme, özellikle ABD ile sorun yaşayan ülke liderlerine karşı sıkça kullanılmıştır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’nin diplomatik misyonları hareket özgürlüğü konusunda keyfi uygulamalara tabi tutabileceğini bir kez daha göstermektedir. Türkiye, son yıllarda ABD ile yaşadığı diplomatik krizlerde (S-400/PATRIOT tartışması, Rahip Brunson davası) benzer seyahat sınırlamalarıyla karşılaşmıştır. Özellikle 2018’de dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ABD ziyareti sırasında kısıtlı bir alanda hareket etmesine izin verilmesi, Türkiye tarafından “kabul edilemez” olarak nitelendirilmişti. Bu olay, ABD’nin uluslararası hukuku kendi siyasi çıkarları doğrultusunda yorumladığına dair bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Kolombiya’nın itirazına benzer bir diplomatik tepki vermiş ve bu tür uygulamaların iki ülke ilişkilerini zedelediğini vurgulamıştı.