ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), basın mensuplarının kullandığı basın odasını kapatarak bu alanı sınıflandırılmış belgelerin işlendiği bir odaya dönüştürdü ve gazetecilerin bu bölüme girişini yasakladı. Trump yönetiminin son dönemlerinde alınan bu karar, basın özgürlüğü açısından ciddi endişelere yol açarken, Pentagon sözcüsü Jonathan Hoffman kararın gerekçesini basın odasının rutin olarak sınıflandırılmış materyal işleyen konuşma yazarları tarafından kullanılması olarak açıkladı. Bu değişiklikle birlikte, daha önce basın mensuplarına açık olan bu alan, artık yalnızca yetkili personelin erişimine izin verecek şekilde yeniden düzenlendi.
Gelişmenin Arka Planı
Pentagon'un bu hamlesi, Trump yönetiminin görev süresinin sona ermesine kısa bir süre kala geldi. Basın odasının kapatılması, savunma muhabirlerinin Pentagon'daki çalışma koşullarını daha da zorlaştırdı. Uzun yıllardır Pentagon'da faaliyet gösteren basın odası, hem ABD'li hem de yabancı gazetecilerin askeri yetkililerle görüşmeler yapabildiği, brifinglere hazırlanabildiği ve haberlerini yazabildiği bir merkez konumundaydı. Karar, özellikle Pentagon'u yakından takip eden ulusal güvenlik muhabirleri tarafından tepkiyle karşılandı.
Pentagon sözcüsü Hoffman, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Basın odasının bulunduğu alan, sınıflandırılmış belgelerle çalışan konuşma yazarlarımız tarafından kullanılıyor. Bu nedenle gazetecilerin bu alana erişimi artık mümkün değil” ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklama, eleştirmenler tarafından yeterli bulunmadı. Bazı muhabirler, bu kararın aslında yönetimin medyaya karşı düşmanca tutumunun bir yansıması olduğunu savundu.
Pentagon Muhabirleri Derneği Başkanı Dan Lamothe, kararı “derin bir hayal kırıklığı” olarak nitelendirirken, basın odasının kapatılmasının pentagon muhabirlerinin işlerini yapmasını ciddi şekilde engelleyeceğini belirtti. Lamothe, “Bu alan, gazetecilerin kaynaklarıyla buluştuğu, haberlerini hazırladığı ve birbirleriyle bilgi alışverişi yaptığı bir yerdi. Şimdi bu fırsatı kaybediyoruz” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pentagon'un bu adımı yalnızca ABD içinde değil, uluslararası camiada da yankı uyandırdı. Basın özgürlüğü savunucuları, bu kararın dünyanın en büyük askeri harcamasına sahip ülkesinde hükümetin şeffaflık ilkesine zarar verdiğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşu Reporters Without Borders (Sınır Tanımayan Gazeteciler), kararı kınayarak, “Bu tür uygulamalar, halkın bilgiye erişim hakkını kısıtlar ve demokratik denetimi zayıflatır” açıklamasında bulundu.
ABD dışında, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinden de tepkiler geldi. Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Basın özgürlüğü demokrasinin temel taşlarından biridir. Pentagon'un bu kararını endişeyle karşılıyoruz” dedi. NATO müttefikleri arasında da benzer endişeler dile getirilirken, bazı askeri uzmanlar bu kararın transatlantik ilişkilerde güven sorununa yol açabileceğini belirtti.
Diğer yandan, Trump yönetiminin son döneminde medya ile ilişkilerin gergin olduğu biliniyor. Başkan Trump, sık sık ana akım medyayı “halk düşmanı” olarak nitelendirmiş ve birçok kez gazetecilerin Beyaz Saray'a erişimini kısıtlamıştı. Pentagon'daki bu son hamle, bu politikanın savunma bakanlığına da sıçradığı şeklinde yorumlandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pentagon'un basın odasını kapatması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, ABD'nin medya ve bilgi akışına yönelik bu tür uygulamaları demokratik normlar açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye, ABD ile stratejik bir müttefik olarak savunma alanında yoğun işbirliği yapmaktadır; Pentagon'dan gelecek haberlerin şeffaf bir şekilde kamuoyuna yansıması, iki ülke arasındaki güven ilişkisi açısından önemlidir. Basın özgürlüğüne getirilen bu tür kısıtlamalar, küresel ölçekte örnek teşkil edebileceği için, benzer uygulamaların başka ülkelerde de görülme riskini artırabilir. Dolayısıyla, Türk dış politikası açısından bu gelişme, ABD'deki demokratik kurumların geleceğine ilişkin sinyaller taşımaktadır.