Hudson Enstitüsü araştırmacısı Daniel Kochis, kaleme aldığı görüş yazısında, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Avrupa'dan çekilmesinin yanlış bir zamanlama olduğunu belirterek, Rusya'nın Amerika'nın askeri varlığı ve Avrupalı NATO üyelerinin ateş gücünün doğrudan bir çatışmayı göze alamayacak kadar güçlü olduğuna ikna edilmesi gerektiğini vurguladı.
ABD'nin Avrupa'daki Varlığı ve Caydırıcılık
Kochis, makalesinde ABD'nin Avrupa'daki askeri mevcudiyetinin, Rusya'nın genişlemeci politikalarına karşı temel bir caydırıcılık aracı olduğunu ifade ediyor. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD'nin Avrupa'daki asker sayısını kademeli olarak azalttığını hatırlatan Kochis, özellikle 2014'te Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi ve Doğu Ukrayna'da çatışmaların başlamasının ardından NATO'nun doğu kanadında güçlendirme çabalarının arttığını belirtiyor. Ancak son yıllarda ABD'nin önceliklerini Asya-Pasifik bölgesine kaydırması ve Avrupa'daki asker sayısını azaltma eğilimi, müttefikler arasında endişe yaratıyor.
Yazıda, ABD'nin Avrupa'da konuşlu yaklaşık 100 bin askerinin bulunduğu, bunların büyük kısmının Almanya, İtalya ve İngiltere'de üslendiği ifade ediliyor. Bu varlığın sadece sayısal değil, aynı zamanda teknolojik üstünlük ve istihbarat kabiliyeti açısından da kritik olduğu vurgulanıyor. Kochis'e göre, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırma çabaları olumlu olsa da, ABD'nin sağladığı stratejik şemsiye olmadan bu çabaların yeterli olmayacağı belirtiliyor.
Rusya'nın Algısı ve Yanlış Hesaplar
Kochis, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Batı'nın bölünmüşlüğünden ve ABD'nin geri çekilme sinyallerinden cesaret alabileceğini savunuyor. Rusya'nın askeri doktrininde NATO'nun doğu kanadındaki zayıflıkları test etme eğiliminde olduğunu belirten yazar, ABD'nin Avrupa'daki caydırıcılığının azalmasının Kremlin'de yanlış bir cesaret duygusu yaratabileceğini ifade ediyor. Bu durumun, Baltık ülkeleri veya Polonya gibi hassas bölgelerde provokasyon riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Ayrıca, Avrupa'nın savunma sanayii ve askeri hazırlık düzeyinin ABD'nin yerini doldurabilecek seviyede olmadığı, özellikle stratejik nakliye, havada yakıt ikmali ve istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) kapasitelerinde ciddi eksiklikler bulunduğu belirtiliyor. Bu nedenle, ABD'nin çekilmesinin NATO'nun kolektif savunma yeteneğinde ciddi bir boşluk yaratacağı sonucuna varılıyor.
NATO ve Transatlantik İlişkiler
Kochis, NATO'nun 1949'dan bu yana Avrupa güvenliğinin temel taşı olduğunu ve ABD'nin ittifak içindeki lider rolünün sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj olduğunu hatırlatıyor. ABD'nin Avrupa'dan çekilmesinin, ittifakın birliğine ve güvenilirliğine zarar vereceğini, bunun da Rusya gibi revizyonist güçlerin işine yarayacağını savunuyor. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin savunma işbirliği girişimlerinin (PESCO gibi) henüz ABD'nin sağladığı güvenlik garantilerinin yerini alacak olgunluğa erişmediğini belirtiyor.
Yazıda, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının sadece Rusya'ya karşı değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Afrika'daki istikrarsızlıklara müdahale için de kritik bir üs işlevi gördüğü ifade ediliyor. İncirlik, Ramstein ve Aviano gibi üslerin, ABD'nin küresel güç projeksiyonu için hayati öneme sahip olduğu vurgulanıyor. Bu üslerin kaybı veya zayıflaması, ABD'nin geniş bir coğrafyada operasyonel esnekliğini azaltacaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltması, Türkiye'nin güvenlik dengeleri açısından doğrudan sonuçlar doğurabilir. Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında Rusya ile komşu olan ve aynı zamanda Orta Doğu'da istikrarsızlıkla çevrili bir ülke olarak, ABD'nin Avrupa'daki caydırıcılığının zayıflamasından olumsuz etkilenebilir. Özellikle Karadeniz'deki Rus askeri yığınağı ve Suriye'deki gelişmeler göz önüne alındığında, ABD'nin bölgedeki varlığı Türkiye'nin manevra alanını genişletmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayii işbirlikleri ve NATO içindeki konumu, transatlantik bağların güçlü kalmasına bağlıdır. Bu nedenle, Pentagon'un Avrupa'dan çekilme tartışmaları, Ankara'nın stratejik hesaplamalarında dikkate alması gereken bir faktördür.