ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Çin'e yönelik yeni stratejik belgesi, Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengesine ilişkin önemli bir boşluğu gözler önüne seriyor. Bakanlığın en üst düzey yetkililerinden Savaş Bakanı Christine Wormuth'un, Çin'in askeri genişlemesi karşısında sergilediği temkinli tutum, Pentagon'un bölgeye yönelik kapsamlı planlarının zayıf halkasını oluşturuyor. Wormuth, son Kongre oturumlarında Çin'in Tayvan'a yönelik tehditlerine karşılık verirken "ihtiyatlı bir iyimserlik" ifadesini kullanarak, askeri müdahale yerine diplomasi ve caydırıcılığa ağırlık verilmesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, Pekin yönetimine karşı daha sert bir tutum benimsenmesini isteyen Cumhuriyetçi milletvekilleri ve bazı emekli generaller arasında rahatsızlık yarattı.
Pentagon'un Asya Stratejisinin Çıkmazı
Pentagon'un Kasım 2023'te yayımladığı 'Çin Askeri Gücü Raporu', Pekin'in nükleer cephaneliğini 2030 yılına kadar 1.000 savaş başlığına çıkarma hedefini ortaya koyarken, ABD'nin bu tehdide karşı koyma kapasitesi sorgulanmaya başlandı. Savaş Bakanı Wormuth'un raporu sunarken yaptığı açıklamalarda, "Çin'in askeri modernizasyonu endişe verici olsa da, bu durum kaçınılmaz bir çatışma anlamına gelmiyor" ifadesini kullanması, Washington'da ikiye bölünmüş bir dış politika tartışmasını alevlendirdi.
Özellikle Tayvan konusunda Wormuth'un 'statükoyu koruma' vurgusu, bazı analistlere göre Çin'e 'zor kullanmama' garantisi veriyor. Heritage Foundation gibi muhafazakâr düşünce kuruluşları, bu tutumun Çin'in bölgedeki saldırganlığını artıracağını öne sürüyor. Oysa Pentagon'un resmi belgeleri, Çin'in Hint-Pasifik bölgesinde 'yeni bir güvenlik düzeni' kurmaya çalıştığını ve ABD'nin müttefikleriyle işbirliğini zayıflatmayı hedeflediğini belirtiyor.
Bölgesel Güç Dengeleri ve ABD'nin Zorlu Sınavı
Wormuth'un ihtiyatlı tutumu, yalnızca Washington'da değil, bölgesel müttefikler arasında da soru işaretleri yaratıyor. Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler, ABD'nin Çin karşısında daha net bir taahhüt vermesini beklerken, Savaş Bakanı'nın 'çatışmayı önleme' söylemi bu beklentileri karşılamaktan uzak kalıyor. Öte yandan, Çin'in askeri harcamaları 2023'te %7,2 artarak 224 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ABD'nin 886 milyar dolarlık savunma bütçesinin hâlâ gerisinde olsa da, satın alma gücü paritesiyle karşılaştırıldığında farkın daraldığı görülüyor.
Uzmanlara göre, Wormuth'un stratejik belirsizlik politikası, Çin'in bölgedeki etki alanını genişletmesine olanak tanıyor. Özellikle Güney Çin Denizi'ndeki yapay adalar ve askeri üsler, Pekin'in kontrolünü pekiştirirken, ABD Donanması'nın 'özgür seyrüsefer' operasyonları da bu eylemleri caydırmaya yetmiyor. ABD'nin Filipinler ile yeni üs anlaşmaları ve AUKUS paktı gibi adımları ise, bazı yorumculara göre 'yarım önlemler' olarak nitelendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Çin'e karşı sergilediği bu ikircikli tutum, Türkiye'nin savunma ve dış politikasını doğrudan etkileyebilecek küresel bir güç dengesi meselesidir. Türkiye, hem NATO müttefiki olarak ABD ile işbirliğini sürdürmekte, hem de Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmektedir. ABD'nin Asya'da zayıf bir duruş sergilemesi, Çin'in Orta Asya ve Afrika'da daha rahat hareket etmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin Kuşak ve Yol Projesi'ndeki konumunu güçlendirebileceği gibi, aynı zamanda NATO'nun doğu kanadındaki savunma işbirliğini de sorgulatabilir. Özellikle S-400 krizi ve F-35 programından çıkarılma gibi dosyalar, Türkiye'nin bu küresel rekabette denge politikası izlemesini zorunlu kılmaktadır.