İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Sosyalist Parti’yi sarsan art arda yolsuzluk skandallarının ortasında siyasi geleceği tehlikede olan bir lider haline geldi. Eşi Begoña Gómez’in de adının karıştığı ‘Caso Koldo’ ve eski bir sosyalist milletvekilinin karıştığı ‘Caso Mediador’ soruşturmaları, hükümetin meşruiyetini sorgulatırken, muhalefet partileri erken seçim çağrılarını yükseltiyor. Haziran 2023'te Avrupa Konseyi dönem başkanlığını da üstlenen İspanya, bu skandalların gölgesinde ulusal ve uluslararası itibarını korumakta zorlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Skandallar ve Siyasi Deprem
Pedro Sánchez, 2018'de Mariano Rajoy’u güvensizlik oyuyla devirerek başbakanlık koltuğuna oturdu. Ancak son aylarda patlak veren yolsuzluk skandalları, partisinin tabanında ve koalisyon ortakları arasında huzursuzluğa yol açtı. ‘Caso Koldo’ olarak bilinen soruşturmada eski Ulaştırma Bakanı José Luis Ábalos’un danışmanı Koldo García’nın, Covid-19 döneminde maske tedariki sırasında komisyon aldığı iddia ediliyor. Ayrıca Başbakan’ın eşi Begoña Gómez’in, iş adamlarıyla bağlantıları nedeniyle yargılanma olasılığı, Sánchez’i doğrudan hedef tahtasına oturtuyor.
İspanya Anayasası’na göre, başbakanın eşi hakkında başlatılan soruşturma, doğrudan hükümeti ilgilendirmese de, kamuoyunda yarattığı algı büyük. Muhalefetteki Halk Partisi (PP) ve aşırı sağcı Vox, hükümetin istifasını ve erken seçim talep ediyor. Öte yandan Sánchez’in koalisyon ortağı Unidas Podemos da bu skandalların kendilerine zarar vermesinden endişe ediyor. Parti içinde ‘Sánchez gitsin mi, kalsın mı?’ tartışmaları sürerken, başbakanın istifa etmeyi düşündüğü ancak henüz karar vermediği konuşuluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa’da İstikrar Kaygısı
İspanya, AB’nin dördüncü büyük ekonomisi olarak Avrupa’da önemli bir aktör. Sánchez hükümeti, pandemi sonrası toparlanma fonlarının etkin kullanımı ve yeşil dönüşüm politikalarıyla Brüksel’de takdir toplamıştı. Ancak siyasi istikrarsızlık, bu fonların dağıtımını ve yatırım ortamını olumsuz etkileyebilir. Üstelik İspanya, Haziran 2023’ten itibaren AB Konseyi dönem başkanlığını yürütüyor. Skandallar, ülkenin dönem başkanlığı boyunca güvenilirliğini zedeleyebilir.
Ekonomi cephesinde ise işsizlik oranlarının düşmesine rağmen enflasyon ve konut krizi devam ediyor. Yolsuzluk soruşturmalarının uzaması, yabancı yatırımcılarda güvensizlik yaratabilir. Piyasalar, olası bir erken seçim ve koalisyon hükümetinin zayıflamasına karşı temkinli. İspanya’nın yanı sıra Latin Amerika’da da etkili bir aktör olan Sánchez, bölgesel krizlerde (örneğin Venezuela ve Nikaragua) AB’nin sesi olmuştu. İç siyasetteki bu kriz, İspanya’nın dış politikadaki rolünü de daraltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya’daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de dolaylı yankıları olabilir. İspanya, AB’de Türkiye’nin üyelik sürecine en ılımlı yaklaşan ülkelerden biriydi; Sánchez yönetimi, Doğu Akdeniz’de diyaloğu desteklemişti. Olası bir hükümet değişikliği veya zayıflama, AB-Türkiye ilişkilerinde İspanya’nın arabulucu rolünü azaltabilir. Ayrıca İspanya, Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından biri; 2022’de iki ülke arasındaki ticaret hacmi 15 milyar doları aştı. Siyasi kriz, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyerek Türk ihracatçılarını da kısmen vurabilir. Bununla birlikte, bu gelişmeler yakından izlenmeli; ancak mevcut veriler ışığında Türkiye için büyük bir risk öngörülmüyor.