Fransa'nın kamu yayıncılığının en üst düzey yöneticisi Delphine Ernotte, aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin kamu medyasını özelleştirme yönündeki planlarının bu kurumları iflasa sürükleyeceğini açıkladı. France Télévisions'ın CEO'su olan Ernotte, yaptığı açıklamada RN'in özelleştirme vaatlerinin kamu yayıncılığını “bağımsızlığından edeceğini” ve “yok olmasına” neden olacağını savundu. Ernotte'nin uyarıları, Fransa'da 30 Haziran ve 7 Temmuz'da yapılacak erken genel seçimler öncesinde aşırı sağın yükselişiyle gölgelenen bir dönemde geldi.
Özelleştirme planları ve kamu yayıncılığının geleceği
Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen'in partisi, seçim kampanyasında kamu hizmeti yayıncılığını sona erdirme sözü verdi. Partinin ekonomi sözcüsü Jean-Philippe Tanguy, France Télévisions, Radio France ve France Médias Monde'un “özelleştirilmesi gerektiğini” belirterek, kamu fonlarının bu kurumlara ayrılmasının durdurulması gerektiğini ifade etti. Ernotte, Fransa'da kamu yayıncılığının yıllık maliyetinin kişi başına yalnızca 15 avro olduğunu vurgularken, “Reklam gelirine boğulmuş özel kanalların kamuya hizmet etme gibi bir yükümlülüğü yoktur. Bu, toplum için olmazsa olmaz olan kaliteli haberciliği, çocuk programlarını, kültürel içeriği tehdit eder” dedi.
France Télévisions, Fransa'nın en büyük medya grubu olarak 2,5 milyar avro yıllık bütçeye sahip ve 9 binden fazla kişiyi istihdam ediyor. Özelleştirme durumunda, bu kurumun reklam pastasından yeterli payı alamayacağı ve hızla zarar edeceği tahmin ediliyor. Uzmanlar, kamu yayıncılığının özelleştirilmesinin yalnızca Fransa'da değil, Avrupa genelinde aşırı sağ hareketlerin yaygın bir hedefi olduğuna dikkat çekiyor.
Avrupa'da aşırı sağın medyaya bakışı
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin kamu yayıncılarına yönelik saldırılarının bir parçasını oluşturuyor. Macaristan'da Viktor Orban, kamu medyasını tamamen hükümet denetimine alırken, Polonya'da eski iktidar partisi Hukuk ve Adalet (PiS), kamu yayıncısını bir propaganda aracına dönüştürmüştü. İtalya'da Giorgia Meloni'nin aşırı sağcı hükümeti de RAI'yi siyasileştirmekle eleştiriliyor. Bu durum, Avrupa Birliği'nin temel değerlerinden olan medya özgürlüğü ve çoğulculuğu açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Fransa'da yapılan son anketler, Ulusal Birlik'in oyların yüzde 34'ünü alarak birinci parti konumunda olduğunu gösteriyor. Seçimlerin ardından RN'nin iktidara gelmesi durumunda, kamu yayıncılığının özelleştirilmesi veya tasfiye edilmesi gündeme gelebilir. Medya uzmanları, bu tür bir hamlenin Fransız demokrasisini zayıflatacağı ve bağımsız haberciliği baltalayacağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki aşırı sağın kamu yayıncılığını özelleştirme planları, Türkiye'deki medya ortamı açısından da önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Avrupa'da yükselen bu eğilim, kamu yayıncılarının bağımsızlığının evrensel bir sorun olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin TRT gibi köklü bir kamu yayıncısı bulunuyor; ancak son yıllarda yaşanan siyasi baskılar ve bağımsızlık tartışmaları, benzer risklerin Türkiye'de de var olduğunu ortaya koyuyor. Fransa'daki bu gelişme, küresel ölçekte kamu yayıncılığının geleceğine dair kaygıları artırırken, Türkiye'nin bu konuda Avrupa'daki tartışmaları yakından izlemesi ve kendi medya politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor.