Avustralya'da aşırı sağcı Pauline Hanson'ın liderliğindeki One Nation Partisi, son kamuoyu yoklamalarında yüzde 15'e varan oy oranlarına ulaşarak ülke siyasetinde sarsıcı bir yükselişe imza atıyor. Bu gelişme, 2025 yılında yapılması planlanan federal seçimler öncesinde geleneksel iki partili sistemin temellerini sarsabilecek bir siyasi yeniden yapılanmayı beraberinde getirebilir. Hanson'ın göç karşıtı, korumacı ekonomik söylemleri ve iklim değişikliği şüpheciliği, özellikle kırsal kesimlerde ve ekonomik açıdan geride kalan bölgelerde güçlü bir karşılık buluyor.
Gelişmenin arka planı
Pauline Hanson, 1990'larda Queensland'de başlayan siyasi kariyerinde ilk kez 1996'da federal parlamentoya seçilmişti. 1997'de kurduğu One Nation Partisi, göçmen karşıtı politikaları ve yerli halklara yönelik eleştirel tutumuyla tanındı. 2000'li yılların başında parti zayıflamış olsa da Hanson, 2016'da senatör olarak geri döndü ve 2022 seçimlerinde partisinin oy oranını yüzde 5'e çıkardı. Son anketlerde partinin oy oranının yüzde 15'e yaklaşması, ana akım partilerdeki (İşçi Partisi ve Liberal Parti) yolsuzluk iddiaları, ekonomik durgunluk ve konut krizi gibi faktörlerle açıklanıyor. One Nation'ın popülist söylemleri, Çin'e bağımlılığın azaltılması ve ulusal egemenliğin güçlendirilmesi gibi temalar etrafında şekilleniyor. Parti, özellikle maden bölgelerinde güçlü bir tabana sahip. Uzmanlar, Hanson'ın yükselişinin Avustralya siyasetini derinden etkileyebileceğini belirtiyor. Geçtiğimiz aylarda Batı Avustralya'da yapılan eyalet seçimlerinde One Nation'ın oylarını artırması, bu eğilimin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ayrıca parti, sosyal medyada etkili bir kampanya yürüterek genç seçmenler arasında da ilgi uyandırıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
One Nation'ın yükselişi, Asya-Pasifik bölgesindeki diğer aşırı sağ hareketlerle paralellik gösteriyor. Örneğin, Japonya'da muhafazakar milliyetçilik, Hindistan'da ise Hindu milliyetçiliği benzer bir popülist dalganın parçası olarak değerlendirilebilir. Avustralya'nın bu eğilimi, Çin'in bölgesel nüfuzuna karşı bir tepki olarak da yorumlanıyor. Hanson, Çin'in Avustralya'daki yatırımlarının ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğunu ve daha sıkı denetimler getirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu tutum, bazı çevrelerce ABD ile ittifakın güçlendirilmesi ve AUKUS gibi güvenlik anlaşmalarının daha da derinleştirilmesi arzusuyla örtüşüyor. Ancak Hanson'ın izolasyonist politikaları, özellikle ticaret savaşları konusunda Avustralya'nın Çin'le olan ekonomik bağlarını zedeleyebilir. Uzmanlar, One Nation'ın koalisyon hükümetine dahil olması durumunda Avustralya'nın iklim politikalarının da gerileyeceğini öngörüyor. Parti, yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlatmak ve kömür madenciliğine daha fazla destek vermek istiyor. Bu da küresel iklim hedefleri açısından olumsuz bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı sonuçlar doğurabilir. One Nation Partisi, Türkiye'nin Avustralya'daki diasporasına ve özellikle Türk kökenli nüfusa karşı eleştirel bir tutum sergileyebilir. Hanson'ın geçmişte Müslüman karşıtı söylemleri biliniyor. Bu, Türkiye-Avustralya ilişkilerinde gerginliğe yol açabilir. Ayrıca, Avustralya'nın Çin'le ilişkilerinin gerilmesi, Türkiye'nin Çin'le dengeli bir dış politika izleme çabalarını etkileyebilir. Türkiye'nin Asya-Pasifik'teki yatırımları ve ticari çıkarları göz önüne alındığında, bölgedeki siyasi istikrar önem taşıyor.