Pakistan, kuruluşundan bu yana İsrail'i tanımayan ve Filistin davasına sarsılmaz destek veren bir ülke olarak bilinir. Ancak İslamabad'daki analizleri yüksek tavanlı otel lobilerinde, diplomatik kahve eşliğinde, üstü kapalı bir belirsizlikle ve dipnotta 'gerçeklik payı içerebilir' uyarısıyla sunmak gerekir. Middle East Eye'ın son analizi, Pakistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılmayı neden reddedeceğini, bu tutumun iç siyasetteki yansımalarını, pasaport ve hapishane gibi semboller üzerinden anlatıyor.
İbrahim Anlaşmaları ve Pakistan'ın Duruşu
Donald Trump'ın başkanlığı sırasında ABD'nin arabuluculuğunda Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas'ın İsrail'le normalleşme anlaşması imzalaması, Ortadoğu dengelerini değiştirdi. Pakistan ise bu sürecin dışında kaldı. Ordu ve istihbarat kurumları, halkın Filistin'e olan güçlü sempatisini göz önünde bulundurarak resmi düzeyde anti-Siyonist bir söylem benimsedi. Ancak bu tutumun gerekçeleri yalnızca ideolojik değil; Suudi Arabistan'ın normalleşme kararı beklenirken, Pakistan kendini bölgesel rekabetin içinde dengede tutmaya çalışıyor.
Pasaport ve Hapishane Metaforları
Analizde dikkat çeken bir nokta, Pakistan'ın resmi belgelerinde İsrail'i 'gayri meşru' olarak nitelendirmesi. Pakistan pasaportu, İsrail dahil birçok ülkeye geçerli değil; bu da diplomatik bir izolasyonu simgeliyor. Ayrıca, Pakistan'da İsrail'le temas kuran vatandaşların hapisle cezalandırılabileceği yasalar mevcut. Bu sembolik düzenlemeler, ülkenin Filistin davasına bağlılığını vurgularken, aynı zamanda İslami kimliğin siyasi meşruiyetini güçlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan'ın anti-Siyonist tutumu, İran ve Çin gibi bölgesel aktörlerle olan ilişkilerinde de belirleyici. İran'la rekabet halinde olan Pakistan, Filistin davasını sahiplenerek İslam dünyasında liderlik pozisyonu almaya çalışıyor. Öte yandan, Çin'in İsrail'le artan ticareti, Pakistan'ı zor durumda bırakabilir. ABD ise Pakistan'ı Afganistan sonrası dönemde dengeleyici bir güç olarak görürken, İsrail normalleşmesi konusunda ısrarcı değil. Bu karmaşık denklemde Pakistan, mevcut tutumunu sürdürme eğiliminde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın İsrail'e yönelik sert duruşu, Türkiye'nin Filistin politikasıyla paralellik gösteriyor. Ankara, İsrail'le ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürse de zaman zaman Filistin yanlısı söylemlerle Pakistan'la ortak bir zemin buluyor. Bu durum, iki ülkenin İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda birlikte hareket etmesine olanak tanıyor. Ancak Türkiye, Pakistan'ın aksine İsrail'le normalleşme kapısını tamamen kapatmış değil; bu da iki ülke arasında ince bir fark yaratıyor. Küresel düzeyde, Pakistan'ın tutumu, İslam dünyasında Filistin davasını canlı tutarken, Türkiye'nin dengeli dış politikası açısından bir referans noktası oluşturabilir.