Ukrayna'nın müttefikleri, Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin de katılımıyla Paris'te bir araya gelerek Kiev'e desteklerini yineledi ve Rusya'ya baskıyı artırma kararlılığında olduklarını duyurdu. 'İstekliler Koalisyonu' olarak adlandırılan zirve, Kremlin tarafından derhal 'barış istemeyenlerin toplantısı' olarak nitelendirildi ve sert bir dille eleştirildi.
Paris Zirvesi'nin Arka Planı ve Katılımcılar
Zirve, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ev sahipliğinde, Elysee Sarayı'nda gerçekleştirildi. Görüşmeye aralarında Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in de bulunduğu çok sayıda üst düzey lider katıldı. Zirvenin ana gündem maddesi, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının ardından artan insani kriz ve Kiev'e askeri desteğin nasıl sürdürüleceğiydi. Katılımcı ülkeler, Ukrayna'ya hava savunma sistemleri, mühimmat ve insani yardım sevkiyatını hızlandırma konusunda mutabık kaldı. Ayrıca, Rusya'ya yönelik yaptırımların genişletilmesi ve uygulanmasının sıkılaştırılması da masada yer aldı.
Zelenski, zirvede yaptığı konuşmada, 'Ukrayna sadece kendi bağımsızlığı için değil, tüm Avrupa'nın güvenliği için savaşıyor. Bu savaşta tereddüt edenler, tarihin yanlış tarafında yer alacaklardır' ifadelerini kullandı. Liderler, Ukrayna'nın NATO üyeliği konusunda somut bir adım atılmasa da, ülkeye uzun vadeli güvenlik garantileri sağlama taahhüdünde bulundu.
Rusya'nın Tepkisi ve Küresel Yansımalar
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, zirveyi değerlendirirken 'Bu toplantı, barış istemeyenlerin koalisyonudur. Ukrayna'da akan kanın sorumlusu, Kiev'e silah gönderen bu ülkelerdir' dedi. Rusya ayrıca, Batı'nın Ukrayna'ya sağladığı askeri yardımların çatışmayı uzatmaktan başka bir işe yaramadığını savundu. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük güçler zirveye mesafeli yaklaştı. Pekin, 'tarafları diyalog ve diplomasiye çağırdığını' yinelerken, Hindistan herhangi bir askeri ittifaka katılmayacağını belirtti. Uzmanlar, Paris Zirvesi'nin Batı'nın Ukrayna konusundaki birliğini göstermek açısından kritik olduğunu ancak somut sonuçların sahada ne kadar etkili olacağının belirsizliğini koruduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Paris Zirvesi'nde Türkiye'nin doğrudan yer almaması, Ankara'nın bu tür platformlara ihtiyatlı yaklaşımını yansıtıyor. Türkiye, hem Rusya hem de Ukrayna ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, 'İstekliler Koalisyonu' gibi oluşumların çatışmayı tırmandırabileceği endişesini taşıyor. Buna karşın, Ankara'nın Montrö Sözleşmesi kapsamındaki rolü ve daha önceki tahıl koridoru anlaşmasındaki arabuluculuğu, Türkiye'yi bölgede kilit bir aktör konumunda tutuyor. Zirvenin ardından Cumhurbaşkanlığı kaynakları, 'Türkiye'nin her iki tarafla da diyaloğunu sürdürerek barışçıl bir çözüm için çaba göstermeye devam edeceğini' duyurdu. Bu gelişme, Türkiye'nin Ukrayna-Rusya savaşında dengeli ve bağımsız bir dış politika izleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.