Fransa'nın başkenti Paris'te kadın hakları savunucuları, hükümetin cinsel şiddetle mücadele için hazırladığı yeni yasa tasarısını protesto etmek amacıyla Adalet Bakanlığı önünde bir araya geldi. Milletvekillerinin tasarıyı incelemeye başlamasıyla eşzamanlı gerçekleşen eylemde, aktivistler yasanın mağdurları yeterince korumadığını ve faillerin cezasız kalmasına yol açabileceğini dile getirdi.
Yasa Tasarısının Arka Planı
Fransa'da cinsel şiddet vakaları son yıllarda kamuoyunun gündeminde geniş yer buluyor. 2020'den bu yana, özellikle #MeToo hareketinin etkisiyle, cinsel taciz ve saldırı iddialarına ilişkin dava sayısında artış yaşandı. Ancak kadın örgütleri, mevcut yasaların mağdurların şikayet sürecinde karşılaştığı zorlukları ortadan kaldırmadığını ve cezaların caydırıcılıktan uzak olduğunu savunuyor.
Hükümetin hazırladığı yeni tasarı, cinsel şiddet tanımını genişletmeyi, rıza kavramını yasal çerçeveye daha net yerleştirmeyi ve kolluk kuvvetlerine yönelik eğitimleri artırmayı öngörüyor. Tasarı ayrıca, mağdurların ifade süreçlerinde psikolojik destek alabilmesi ve dava süreçlerinin hızlandırılması gibi maddeler içeriyor. Ancak eylemciler, tasarının hazırlık aşamasında sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin yeterince alınmadığını ve metnin önemli boşluklar içerdiğini belirtiyor.
Adalet Bakanlığı önünde toplanan kalabalık, ellerinde "Rıza olmadan, suçtur", "Mağdurları yalnız bırakmayın" yazılı pankartlar taşıdı. Grup adına açıklama yapan sözcüler, tasarının bir an önce güçlendirilmesi ve cinsel şiddet tanımının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi çağrısında bulundu. Eylem sırasında herhangi bir olay yaşanmazken, polis bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı.
Fransa'da son yıllarda cinsel şiddetle ilgili yasal düzenlemeler tartışmalı bir seyir izliyor. 2018'de kabul edilen bir yasa, sokakta cinsel tacizi suç haline getirmiş ve ilk kez yerinde ceza kesilmesini mümkün kılmıştı. Ancak kadın örgütleri, bu düzenlemenin uygulamada etkisiz kaldığını, çoğu vakanın yargıya taşınmadığını vurguluyor. 2021'de ise reşit olmayanlarla rıza yaşı 15 olarak belirlenmiş, ancak ensest ve istismar vakalarında zamanaşımı süreleri uzatılmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa genelinde cinsel şiddetle mücadelede yaşanan dönüşümün bir parçası. Avrupa Konseyi'nin İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Sözleşme, üye ülkelere kapsamlı yasal düzenlemeler yapma yükümlülüğü getiriyor. Fransa sözleşmeyi 2014'te onaylamış olsa da, uygulamada eksiklikler olduğu yönünde eleştiriler sürüyor.
Avrupa Birliği düzeyinde de cinsel şiddetle mücadele için ortak bir çerçeve oluşturma çabaları devam ediyor. 2022'de Avrupa Komisyonu, kadınlara yönelik şiddetle mücadele için yeni bir direktif önerisi sunmuştu. Bu direktif, cinsel şiddet suçlarının tanımı, mağdur hakları ve faillerin cezalandırılması konularında üye ülkelere bağlayıcı standartlar getirmeyi amaçlıyor. Fransa'daki yasa tasarısı, bu süreçle paralel ilerliyor ve ülkenin AB normlarına uyum sağlama çabasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte ise cinsel şiddet, kadın hakları savunucularının en önemli mücadele alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde her üç kadından biri yaşamı boyunca fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Bu tablo, yasal düzenlemelerin yanı sıra toplumsal farkındalık ve eğitim çalışmalarının da önemini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da cinsel şiddet yasası etrafındaki tartışmalar, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir alan. Türkiye, 2021'de İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı almış ve bu adım uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Fransa'daki yasa süreci, Avrupa'da kadın hakları konusunda artan yasal baskıyı ve sivil toplumun rolünü gösteriyor. Türkiye için bu gelişme, hem AB ile ilişkilerde kadın hakları başlığının önemini koruduğunu hem de iç hukuk düzenlemelerinin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi gerekliliğini hatırlatıyor.