Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İsrail ve İran arasında artan askeri gerilim karşısında barışa bir şans daha verilmesi çağrısında bulundu. Şerif, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tüm tarafları şiddet ve yıkım yerine başarı potansiyeli yüksek olan barış ve diplomasi yolunda ilerlemeye davet etti. Bu çağrı, İsrail'in İran'daki askeri hedeflere yönelik misilleme saldırıları ve Tahran'ın daha önce İsrail topraklarına düzenlediği füze saldırısının ardından geldi. Pakistan, bölgede istikrarın sağlanması için taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenebileceğini sinyali verdi.
Gelişmenin arka planı
İsrail ve İran arasındaki gerilim, son haftalarda karşılıklı saldırılarla tırmanışa geçti. İran, 13 Nisan 2024'te İsrail'e yönelik büyük bir insansız hava aracı ve füze saldırısı düzenlemişti. Bu saldırı, İsrail'in Şam'daki konsolosluk binasına yönelik saldırısına misilleme olarak gerçekleşmişti. İsrail ise 19 Nisan'da İran'ın İsfahan kentindeki askeri tesislere sınırlı bir saldırı düzenledi. Her iki taraf da uluslararası toplumdan bir tırmanma uyarısı alırken, bölge ülkeleri endişelerini dile getirdi.
Pakistan, bu bağlamda yapıcı bir ses olarak öne çıkıyor. Başbakan Şerif, 'Barış ve diplomasi yolunda kalmaya devam edelim' derken, ülkesinin bölgesel istikrara verdiği önemi vurguladı. Pakistan'ın bu tutumu, geçmişte Suudi Arabistan-İran geriliminde de arabuluculuk girişimlerinde bulunmasına dayanıyor. İslamabad yönetimi, hem İran hem de Suudi Arabistan'la ilişkilerini dengelemeye çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-İsrail gerginliği sadece Orta Doğu'yu değil, küresel güvenliği de tehdit ediyor. ABD, İngiltere ve Fransa gibi Batılı güçler, İsrail'in yanında yer alırken, Rusya ve Çin itidal çağrısı yapıyor. Pakistan'ın çağrısı, bölgede artan kutuplaşmanın ortasında bir denge unsuru olarak görülüyor. Ayrıca İran'ın nükleer programına yönelik endişeler, gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yakından izliyor.
Pakistan'ın bu girişimi, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda da yankı bulabilir. Bölge ülkeleri, savaşın ekonomik maliyetinden endişe duyarken, enerji fiyatları ve ticaret yollarının güvenliği risk altında. Pakistan, hem Çin'le olan ekonomik koridor projesi hem de enerji ihtiyacı nedeniyle istikrarlı bir Orta Doğu'ya bağımlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail gerilimi, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ankara, hem İran'la enerji ticareti hem de İsrail'le savunma sanayii iş birliği yaparken, bu iki ülke arasındaki savaş riski Türkiye'yi zor durumda bırakabilir. Türkiye, daha önce İran'a yönelik yaptırımlara karşı çıkmış ve barışçıl çözümden yana tavır almıştı. Pakistan'ın barış çağrısı, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolüyle örtüşüyor. İki ülke, stratejik iş birliği kapsamında ortak adımlar atabilir. Ekonomik olarak da Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik girişimleri desteklemesi beklenir.