Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Pakistanlı bir sözcü, anlaşmanın büyük ölçüde son halini aldığını ve önümüzdeki 24 saat içinde resmi olarak açıklanabileceğini belirtti. Görüşmelerin merkezinde İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar ve ABD yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması yer alıyor. Pakistan'ın arabuluculuk rolü, bölgesel istikrar arayışında iki ülke arasında köprü kurma çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı: Yıllardır süren gerilim ve Pakistan'ın diplomatik hamlesi
ABD ile İran arasındaki gerilim, 2018'de Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilmesiyle tırmanmıştı. Biden yönetimi müzakerelere dönüş sinyali verse de, Tahran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmesi ve bölgesel vekil güçlerle yaşanan çatışmalar süreci uzatmıştı. Pakistan, hem ABD ile stratejik ilişkileri hem de İran ile sınır komşuluğu sayesinde bu krizde arabuluculuk yapabilecek nadir ülkelerden biri olarak öne çıktı. İslamabad yönetimi, son aylarda her iki tarafla da yoğun temas halindeydi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile yaptığı telefon görüşmeleri basına yansımıştı.
Müzakerelerin kilit noktası, İran'ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi karşılığında ABD'nin yaptırımları hafifletmesi. Bunun yanında, İran'ın Husiler ve Hizbullah'a desteğinin sınırlandırılması da masada. Pakistan, anlaşmanın sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Güney Asya ve Ortadoğu'daki güvenlik dengelerini de etkileyeceğinin farkında. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'la olası bir yumuşamayı yakından izliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir dönemin başlangıcı mı?
ABD-İran anlaşması, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'nun jeopolitik haritasını değiştirebilir. Anlaşmanın sağlanması halinde, İran'a uygulanan petrol ve finans yaptırımlarının azalması küresel enerji piyasalarını etkileyebilir. Brent petrol fiyatları, haberin yayılmasının ardından %2 oranında geriledi. Ayrıca, İran'ın uluslararası bankacılık sistemine yeniden entegrasyonu, bölgesel ticaret hacmini artırabilir.
Öte yandan, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, İran'ın nükleer kapasitesini sınırlama konusunda temkinli. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın 'kötü bir anlaşma' olacağını söylemişti. Ancak Pakistan arabuluculuğu, bu ülkelerin de sürece dahil olmasını sağlayabilir. Çin ve Rusya ise, anlaşmanın kendi çıkarlarına uygun olması için dolaylı olarak müzakerelere katkıda bulundu. Pakistan'ın bu süreçteki başarısı, bölgesel bir arabulucu olarak prestijini artıracaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji tedarik güvenliği ve bölgesel nüfuzu açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor; yaptırımların hafiflemesi, enerji maliyetlerini düşürebilir ve ticaret hacmini artırabilir. Ayrıca, İran'la yumuşama, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki politikalarını da etkileyebilir. Bölgesel istikrar, Türkiye'nin güneydoğu sınırındaki tehditleri azaltırken, Ankara'nın arabuluculuk rolü için yeni fırsatlar doğurabilir. Ancak, İsrail ve Suudi Arabistan'ın anlaşmaya yönelik olası itirazları, Türkiye'nin dengeli bir duruş sergilemesini gerektiriyor.