İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda en az 22 Filistinlinin yaralandığı bildirildi. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, yaralılar arasında kadın ve çocukların da bulunduğu, bazılarının durumunun ağır olduğu belirtildi. Saldırılar, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kenti ile orta kesimlerdeki mülteci kamplarını hedef aldı. Görgü tanıkları, hava saldırıları ve top atışlarının gece boyunca devam ettiğini, bölgede yoğun duman ve yıkımın yaşandığını aktardı.
Saldırıların arka planı ve gelişmeler
İsrail ordusu, saldırıların Hamas'ın askeri altyapısına ve roket atış noktalarına yönelik olduğunu açıkladı. Ordu sözcüsü, son 24 saat içinde Gazze'den İsrail topraklarına çok sayıda roket fırlatıldığını, bu nedenle hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve karşı saldırılar düzenlendiğini dile getirdi. Hamas ise yaptığı açıklamada, İsrail'in sivil yerleşim yerlerini hedef aldığını, misilleme hakkını saklı tuttuğunu ve saldırıların süreceğini belirtti. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde elektrik ve su altyapısının büyük ölçüde zarar gördüğü, hastanelerin yaralı akınıyla başa çıkmakta zorlandığı rapor ediliyor.
BM Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Gazze'deki insani durumun 'felaket boyutuna' ulaştığını açıkladı. Ajans, yakıt ve temel tıbbi malzeme eksikliğinin sağlık hizmetlerini neredeyse durma noktasına getirdiğini duyurdu. Ayrıca Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'ndan insani yardım tırlarının geçişi sınırlı sayıda devam ederken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını yineliyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinin ise henüz sonuçsuz kaldığı bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel tepkiler
Son saldırılar, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeyi daha da gererken, bölge ülkelerinden sert tepkiler geldi. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayarak uluslararası topluma, İsrail'in Gazze'ye yönelik 'orantısız güç kullanımını' durdurma çağrısında bulundu. Suudi Arabistan, ateşkesin ve iki devletli çözümün aciliyetine dikkat çekti. Batılı ülkeler ise İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulamakla birlikte, sivil kayıpların önlenmesi için ölçülü davranılmasını istedi. ABD yönetimi, bölgedeki gerilimin düşürülmesi için doğrudan temaslarını sürdürdüğünü açıkladı.
Analistler, çatışmaların İran'ın bölgedeki müttefik gruplarla koordineli bir şekilde tırmanışa geçebileceği endişesini dile getiriyor. Lübnan Hizbullahı'nın kuzey sınırından düzenlendiği gösteri atışları, çok cepheli bir savaş riskini gündeme getiriyor. Bu durum, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği ve deniz ticaret yolları üzerinden küresel ekonomik etkiler doğurabilir. Bölgede kalıcı bir istikrarın sağlanmasının, yalnızca Filistin meselesinde adil bir çözümden geçtiği uluslararası toplum tarafından sıklıkla tekrarlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Hamas ile kurduğu ilişkiler nedeniyle Gazze'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bu saldırılar, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü öne çıkarma çabalarını zorlayabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert eleştirileri ve Türk kamuoyundaki duyarlılık, hükümetin diplomatik girişimlerde bulunmasını teşvik ediyor. Ayrıca Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve bölgesel istikrar, Türkiye'nin çıkarları açısından kritik önemde. Bu nedenle Ankara'nın, çatışmanın yayılmaması ve insani ateşkesin sağlanması için BM ve bölgesel aktörlerle işbirliği yapması bekleniyor.