İsrail işgal güçleri, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Salfit iline bağlı Yasuf kasabasında, Filistin toprakları üzerinde Salı günü yeni bir yasadışı yerleşim birimi (karakol) kurdu. Bu, bölgede son iki gün içinde kurulan üçüncü yasadışı yerleşim oldu. Yasuf Belediye Başkanı Cuma Abdülfettah, Anadolu Ajansı'na (AA) yaptığı açıklamada, İsrail işgal güçlerinin bu yerleşimi kurduğunu doğruladı. Yerleşimin, Filistin topraklarının gasp edilmesi anlamına geldiğini ve uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğunu vurguladı. Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, İsrail'in 1967'de başlattığı işgalden bu yana aralıksız devam ediyor ve uluslararası toplum tarafından sürekli kınanıyor.
Yerleşim Faaliyetlerinin Arka Planı
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan sonra başladı. O tarihten bu yana, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yüzlerce yerleşim ve yerleşim karakolu inşa edildi. Birleşmiş Milletler (BM) kararları ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) görüşleri, bu yerleşimlerin yasadışı olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini defalarca vurguladı. Buna rağmen, İsrail hükümetleri yerleşim politikalarını sürdürme konusunda ısrarcı davranıyor. Özellikle son yıllarda, aşırı sağcı hükümetlerin iktidara gelmesiyle yerleşim faaliyetlerinde artış yaşanıyor. Yerleşim karakolları, genellikle İsrail hükümetinin resmi onayı olmadan, yerleşimci gruplar tarafından kuruluyor. Ancak, hükümet tarafından dolaylı olarak destekleniyor ve askeri koruma sağlanıyor. Bu karakollar, daha sonra resmi yerleşimlere dönüştürülerek meşrulaştırılıyor. Salfit ili, Batı Şeria'nın kuzeyinde, Filistinliler için stratejik öneme sahip bir bölge. Buradaki yerleşimler, Filistin topraklarının parçalanmasına ve Filistinlilerin hareket özgürlüğünün kısıtlanmasına neden oluyor. Ayrıca, tarım arazilerine ve su kaynaklarına erişimi engelliyor. Son iki günde kurulan üç yerleşim, İsrail'in bölgedeki yerleşim politikasını hızlandırdığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in yerleşim faaliyetleri, yalnızca Filistinlilerle barış görüşmelerini baltalamakla kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki gerilimi de artırıyor. Filistin yönetimi, bu tür adımların iki devletli çözümü imkansız hale getirdiğini ve uluslararası toplumun acil müdahalesi gerektiğini belirtiyor. BM, Avrupa Birliği (AB) ve diğer uluslararası aktörler, İsrail'in yerleşim politikalarını sık sık kınıyor. Ancak, bu kınamaların pratikte bir yaptırımı olmuyor. Özellikle ABD'nin tutumu, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini cesaretlendiriyor. Trump yönetimi döneminde ABD, yerleşimleri meşru olarak tanıyan bir politika izledi. Biden yönetimi ise yerleşimleri kınamakla birlikte, İsrail'e yönelik maddi yaptırımlardan kaçınıyor. Bu durum, uluslararası toplumun Filistin meselesindeki çifte standardını ortaya koyuyor. Batı Şeria'daki yerleşimler, Filistinlilerin günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Yerleşimcilerin saldırıları, Filistinli çiftçilerin arazilerine erişimini engelliyor. Ayrıca, İsrail ordusu, yerleşimleri korumak için Filistinlilere yönelik baskı ve şiddet uyguluyor. Bu durum, bölgede giderek artan bir öfkeye yol açıyor ve yeni bir çatışmanın fitilini ateşleyebilecek potansiyele sahip. İsrail'in bu politikaları, Orta Doğu'da kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı bulduğunu ve Filistin halkının haklarını desteklediğini her fırsatta dile getiriyor. Batı Şeria'daki yeni yerleşimler, Türkiye'nin bölgedeki istikrar ve iki devletli çözüm vurgusunu pekiştiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin yönetimiyle yakın ilişkileri var ve bu tür olaylar, bölgede artan gerilimin Türkiye'nin güvenliğini ve çıkarlarını etkileyebileceğini gösteriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer alarak bu tür yasadışı adımlara karşı çıkma politikasını sürdürecektir. Bu bağlamda, Türkiye'nin BM ve diğer kuruluşlardaki girişimleri, Filistin meselesinin gündemde kalmasını sağlamak açısından önem taşıyor.