Pakistan hükümeti, döviz rezervlerini güçlendirmek amacıyla ABD'den 10 milyar dolarlık bir finansman sağlamayı hedefliyor. Yetkililer, bu talebi Pakistan'ın Washington ile Tahran arasında son dönemde üstlendiği arabuluculuk rolüyle gerekçelendiriyor. İslamabad'ın stratejik konumu ve bölgesel krizlerdeki etkinliği, yönetimi bu kapsamlı yardım için harekete geçirdi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir bürokrat, sürecin resmi olarak başlatıldığını ve ABD yönetimiyle temasların sürdüğünü doğruladı.
Gelişmenin arka planı
Pakistan'ın toplam döviz rezervi, 2023 sonu itibarıyla yaklaşık 8,2 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu miktar, ülkenin üç aylık ithalatını dahi karşılamaktan uzak. IMF ile yürütülen görüşmeler kapsamında 3 milyar dolarlık kurtarma paketi onaylanmış olsa da, artan borç yükü ve enerji faturası ekonomiyi sıkıştırıyor. ABD'den talep edilen 10 milyar dolarlık kredi imkânı, Pakistan'ın ödemeler dengesini rahatlatacak ve dolar likiditesini artıracak en büyük kalem. Uzmanlar, bu miktarın Pakistan'ın IMF programındaki taahhütleri için de kritik bir destek olacağını vurguluyor.
Öte yandan, Pakistan'ın İran ve ABD arasında oynadığı arabuluculuk rolü, özellikle 2023 yılında Suudi Arabistan-İran normalleşmesi sonrası daha da belirginleşti. İslamabad, İran'ın nükleer programı ve bölgesel gerilimler konusunda Tahran ile Batı arasında gayriresmi bir kanal olarak hizmet veriyor. ABD'nin, Pakistan'ın bu rolünü takdir ettiği ancak 10 milyar dolarlık yardımın Kongre'den geçmesi gerektiği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan'ın bu talebi, sadece ikili bir mali yardım girişimi değil aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkileyebilecek bir adım. ABD, Afganistan'ın çekilmesinden sonra Güney Asya'da stratejik ortaklara yönelmeye çalışırken, Pakistan'ın Çin ve Rusya ile yakın ilişkileri Washington'da endişe yaratıyor. Bu kredi, Pakistan'ı ABD'ye daha fazla bağımlı kılabilir ancak İslamabad'ın Pekin ve Moskova ile yürüttüğü bağımsız diplomatik dengeyi değiştirmeyeceği ifade ediliyor.
Analistler, Pakistan'ın arabuluculuk rolünü paraya çevirme çabasının, bölgede kalıcı bir çözümden ziyade taktiksel bir hamle olduğunu söylüyor. İran'a yönelik yaptırımların gevşetilmesi halinde Pakistan, enerji ithalatında rahatlama ve ticaret hacminde artış avantajı elde edebilir. Ancak bu, ABD'nin Orta Doğu politikalarıyla uyumlu bir çerçevede gerçekleşmek zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın bu hamlesi, Türkiye için hem fırsat hem de riskler içeriyor. Ankara da benzer şekilde bölgesel arabuluculuk rolü oynuyor ve döviz rezervlerini güçlendirmek için alternatif finansman kaynakları arıyor. Pakistan'ın ABD'den bu miktarda bir kredi alması, Türkiye'nin de benzer bir yaklaşımla ABD'den mali destek talep etme ihtimalini gündeme getirebilir. Ancak, İran ile ilişkilerde iki ülkenin farklı pozisyonları var. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara kısmen uyum gösterirken Pakistan daha doğrudan arabuluculuk yapıyor. Dolayısıyla, Pakistan'ın bu girişiminin başarısı, Türkiye'nin de Doğu-Batı arasında benzer bir maliyet-fayda analizi yapmasına yol açabilir. Küresel piyasalar açısından ise, gelişmekte olan ülkelerin rezerv sorunlarına yeni çözüm arayışlarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.