ABD Deniz Piyade Kolordusu'na bağlı Özel Deniz Piyade-Hava-Kara Görev Gücü (MAGTF) Ashland, dört aylık bir Hint-Pasifik konuşlanmasının ardından geçtiğimiz hafta California'daki Camp Pendleton Üssü'ne döndü. USS Ashland (LSD-48) amfibi çıkarma gemisiyle 7 Şubat 2025'te San Diego'ya ulaşan birlik, bölgedeki müttefiklerle ortak tatbikatlar ve güvenlik iş birliği faaliyetlerini tamamladı. Görev gücü, özellikle Güney Çin Denizi'ndeki seyrüsefer özgürlüğü operasyonları ve Filipinler ile yapılan ortak devriyelerde kilit rol oynadı. Geri dönüş, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki askeri varlığının sürdürülebilirliği ve caydırıcılık kapasitesi açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Görev Gücü Ashland'ın Bölgesel Faaliyetleri
MAGTF Ashland, konuşlanma süresince Japonya, Guam ve Filipinler'de çeşitli eğitim ve hazırlık faaliyetleri yürüttü. Filipinler Deniz Piyade Kolordusu ile ortaklaşa düzenlenen “Marine Aviation Support Activity” tatbikatı, iki ülke arasındaki Savunma İş Birliği Anlaşması kapsamında gerçekleştirildi. Ayrıca, Güney Çin Denizi'nde uluslararası sularda seyir güvenliğini sağlamak amacıyla dört ayrı FONOP (Freedom of Navigation Operation) icra edildi. Görev gücü bünyesinde MV-22 Osprey tilt-rotor uçakları, CH-53E Super Stallion ağır nakliye helikopterleri ve F-35B Lightning II kısa kalkış/dikey iniş savaş uçakları bulunuyordu. Bu varlıklar, bölgedeki krizlere hızlı müdahale kapasitesini artırmak ve müttefiklerle birlikte çalışabilirliği test etmek için kullanıldı.
USS Ashland amfibi gemisi, 15.000 ton deplasmanıyla bir Deniz Piyade taburunu ve onu destekleyen hava ve lojistik unsurlarını taşıyabiliyor. Geminin Hint-Pasifik'teki bu görevi, ABD 7. Filosu'nun bölgedeki deniz kontrolü ve güç izdüşümü yeteneklerini pekiştirdi. Operasyonlar sırasında askeri personelin lojistik ikmali, sağlık hizmetleri ve moral faaliyetleri de başarıyla yürütüldü. Görev gücü komutanı Albay John R. Williams, “Müttefiklerimizle birlikte çalışmak, bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamak bizim için büyük bir onurdu. Elde ettiğimiz tecrübeler, gelecekteki operasyonlara ışık tutacak.” dedi.
Hint-Pasifik'te Güç Dengeleri ve ABD Stratejisi
ABD Savunma Bakanlığı'nın 2024 Ulusal Savunma Stratejisi'nde Hint-Pasifik, “en öncelikli bölge” olarak tanımlanıyor. Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki askeri yığınağı ve Tayvan'a yönelik artan baskısı, ABD'yi müttefikleriyle birlikte deniz ticaret yollarının güvenliğini sağlamaya zorluyor. MAGTF Ashland'ın dönüşü, bu kapsamda döner konuşlanma modelinin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, ABD Deniz Piyade Kolordusu'nun “EABO” (Expeditionary Advanced Base Operations) doktrini, ada zincirlerindeki küçük üslerden operasyon yaparak düşman hava savunmasını delmeyi hedefliyor. Ashland'ın konuşlanması sırasında Filipinler'deki Palawan adasında geçici bir ileri üs kurulması da bu doktrinin sahada test edilmesine olanak tanıdı.
Bölgesel dinamiklerde, Avustralya ve Japonya ile yapılan ikili tatbikatlar, AUKUS ve QUAD gibi çok taraflı mekanizmaların operasyonel boyutunu güçlendirdi. Özellikle Japonya'nın güneybatı adalarına konuşlandırılan ABD Deniz Piyade birimleri, Çin'in “inci kolyesi” stratejisine karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Ancak bazı analistler, bu tür konuşlanmaların Çin'le tansiyonu yükseltme riskine de dikkat çekiyor. Yine de ABD, müttefikleriyle birlikte bölgede “istikrar ve caydırıcılık” mesajını sürdürmeye kararlı görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar bu konuşlanma doğrudan Türkiye sınırlarına yakın bir bölgede gerçekleşmese de, Hint-Pasifik'teki askeri güç dengelerinin küresel yansımaları bulunmaktadır. ABD'nin bu bölgede yoğunlaşması, Çin'in “Kuşak ve Yol” projesi kapsamında Türkiye'yi de içine alan Orta Koridor girişimlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Bölgesel istikrarsızlık halinde enerji ve ticaret yollarının güvenliği risk altına girebilir. NATO müttefiki olarak Türkiye, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisini yakından izlemekte ve bu bölgedeki deniz gücü projeksiyonunun gelecekte Avrupa ve Orta Doğu'daki güç dengesine etkilerini değerlendirmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi denizcilik kabiliyetleri ve mavi vatan doktrini açısından, bu tür konuşlanmalardan edinilen operasyonel tecrübelerin analiz edilmesi faydalı olacaktır.