Ortadoğu’nun iki önemli gücü Türkiye ve İsrail, tarihsel olarak birbirlerini tamamlayan ekonomik ve askeri ortaklar olarak görülse de, son yıllarda artan gerilimler bu ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Doğal müttefik olarak nitelendirilebilecek iki ülke, enerji kaynaklarının paylaşımından Filistin politikasına, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarından Suriye’deki vekalet savaşlarına kadar pek çok alanda karşı karşıya geliyor. Bu gelişmeler, bölgesel ittifakları yeniden şekillendirirken, Türk dış politikasının yeni yönelimlerini de ortaya koyuyor.
Enerji Rekabeti ve Doğu Akdeniz
Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğalgaz yatakları, Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin en somut alanlarından biri. İsrail, Leviathan ve Tamar sahalarından çıkan gazı Mısır ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşımak için EastMed boru hattı projesini desteklerken, Türkiye kendi kıta sahanlığında sondaj faaliyetlerini sürdürüyor ve Kıbrıs sorunundan kaynaklanan deniz yetki anlaşmazlıklarında daha agresif bir tutum sergiliyor. Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki sınırlandırma anlaşması, İsrail ve Yunanistan’ın itirazlarına yol açmış, bölgedeki güç dengelerini değiştirmiştir.
Ayrıca, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki varlığı, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefleriyle çelişiyor. Ankara, İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını önerse de, siyasi engeller ve güvenlik sorunları bu projenin hayata geçmesini zorlaştırıyor. İki ülke arasındaki diplomatik krizler, enerji işbirliğinin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Filistin ve Bölgesel Güç Mücadelesi
Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek, İsrail ile ilişkilerdeki en hassas konu başlığı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in Gazze politikalarını sık sık eleştirmesi, Kudüs’ün statüsüne ilişkin açıklamaları ve Hamas’a verdiği siyasi destek, İsrail yönetimi tarafından doğrudan tehdit olarak algılanıyor. Özellikle 2010’daki Mavi Marmara baskını ve 2023’teki Gazze savaşı sonrası ilişkiler dip noktayı gördü.
Bununla birlikte, 2022’de başlayan normalleşme süreci kısa sürede sekteye uğradı. İsrail’in aşırı sağcı koalisyon hükümetinin Batı Şeria’da yeni yerleşim birimleri inşa etmesi ve Türkiye’nin buna sert tepkisi, ilişkilerin yeniden gerilmesine neden oldu. Türkiye, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunurken, İsrail ise Türkiye’nin İran’la yakınlaşmasını ve bölgesel nüfuz artırma çabalarını kendisine karşı bir tehdit olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye-İsrail rekabeti, Türk dış politikasının bir yandan Batı ittifakı içinde kalma, diğer yandan bağımsız bir bölgesel güç olma ikilemini yansıtıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarından pay alma ve enerji koridoru olma hedefiyle İsrail’le işbirliğine ihtiyaç duyarken, Filistin politikası ve kamuoyu baskısı bu ilişkiyi sınırlandırıyor. Ankara’nın izlediği denge politikası, kısa vadede çatışma riskini artırsa da, uzun vadede her iki ülkenin de bölgesel istikrara ihtiyacı olduğu için diyalog kanallarının açık kalması muhtemeldir. Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki mücadelesinde İsrail’i rakip olarak konumlandırırken, aynı zamanda ABD ve AB ile ilişkilerinde de belirleyici bir faktör olmaya devam edecektir.