Ortadoğu'da uzun süredir birlikte hareket eden iki önemli müttefik, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki gerilim giderek derinleşiyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Just Security'de yayınlanan bir analize göre, Washington yönetimi bu ayrışmayı durdurmak için adım atmazsa bölgesel güvenlik düzeni ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilir. İki ülke arasındaki rekabet, Yemen'den Libya'ya, enerji politikalarından ekonomiye kadar birçok alanda kendini gösteriyor. Analistler, ABD'nin bu krizi yönetmek için aktif diplomasi ve stratejik ortaklıkları yeniden tanımlaması gerektiğini vurguluyor.
Suudi Arabistan ve BAE: Ortaklıktan Rekabete
Suudi Arabistan ve BAE, uzun yıllar boyunca özellikle Yemen'deki Husilere karşı savaşta ve bölgesel nüfuz mücadelesinde yakın işbirliği yaptı. Ancak son yıllarda iki ülke arasında önemli farklılıklar ortaya çıktı. Suudi Arabistan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğinde ekonomik çeşitlendirme ve vizyon 2030 planlarına odaklanırken, BAE daha bağımsız bir dış politika izlemeye başladı. Özellikle İran ile ilişkiler, Yemen'deki ateşkes müzakereleri ve Libya'daki vekalet savaşı gibi konularda iki ülke arasındaki görüş ayrılıkları su yüzüne çıktı. Suudi Arabistan, BAE'nin Yemen'deki geçici güney konseyine verdiği destekten rahatsız olurken, BAE'nin de Suudi Arabistan'ın ekonomik reformlarının bölgesel etkilerine karşı temkinli olduğu biliniyor.
Enerji politikaları da bu gerilimin önemli bir boyutunu oluşturuyor. Suudi Arabistan, OPEC+ içinde daha yüksek petrol fiyatlarını savunurken, BAE üretim kotalarının artırılması ve daha düşük fiyatlarla pazar payını koruma eğiliminde. Bu farklılık, 2021 yılında OPEC+ toplantılarında açık bir krize yol açmış ve Suudi Arabistan ile BAE arasında nadir görülen bir kamuoyu tartışmasına neden olmuştu. Enerji uzmanları, bu ayrışmanın derinleştikçe küresel petrol piyasalarında istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel Güvenlik Dinamikleri ve ABD'nin Rolü
Ortadoğu'da yeni bir güvenlik düzeni kurulması ihtiyacı, Suudi-BAE çatlağını daha da kritik hale getiriyor. Bölgede İran'ın nüfuzu, İsrail ile normalleşme süreci ve Yemen'deki istikrarsızlık gibi başlıklarda ABD'nin liderliği sorgulanıyor. Just Security analizine göre ABD, iki ülke arasındaki arabuluculuk rolünü üstlenmeli ve ortak askeri tatbikatlar, diplomatik temaslar ve ekonomik teşviklerle gerilimi azaltmalı. Ancak uzmanlar, ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilme sürecinin bu çabayı zorlaştırabileceğini belirtiyor. Çin ve Rusya'nın bölgede artan etkisi de Washington'u harekete geçmeye zorluyor. Suudi Arabistan ve BAE arasındaki rekabet, Çin'in Körfez'deki yatırımları ve Moskova'nın enerji ortaklıkları gibi yeni dinamiklerle birleşince, Ortadoğu'da güç dengeleri yeniden şekilleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan-BAE rekabeti, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, son yıllarda hem Suudi Arabistan hem de BAE ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Bu ayrışma, Ankara'nın iki ülke arasında denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Öte yandan, Katar ve Türkiye arasındaki stratejik ortaklık göz önüne alındığında, Suudi-BAE çatlağı Türkiye'nin Körfez'deki manevra alanını genişletebilir. Yemen, Libya ve Doğu Akdeniz gibi konularda Türkiye'nin pozisyonu bu rekabetten etkilenebilir. Ankara, ekonomik çıkarlarını korumak ve bölgesel nüfuzunu artırmak için bu gelişmeyi yakından izlemeli.