Suudi Arabistan'ın bu hafta Avrupalı rafinerilere yönelik çok sayıda ham petrol sevkiyatını iptal ettiği veya erteleyerek Ekim ya da Kasım ayına kaydırdığı yönündeki haberler, küresel petrol piyasalarında arz sıkıntısı endişelerini yeniden alevlendirdi. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, İran-İsrail gerilimi ve Libya'daki üretim kesintileriyle zaten kırılgan olan piyasa, şimdi de Suudi Arabistan'ın sevkiyat programındaki aksamalarla sarsılıyor. Brent petrolü hafta içinde varil başına 90 doların üzerine çıkarak yılın en yüksek seviyelerine yaklaştı.
Sevkiyat Ertelemelerinin Perde Arkası
Reuters ve Bloomberg gibi kaynakların aktardığına göre, Suudi Arabistan Devlet Petrol Şirketi Aramco, Eylül ayı için planlanan birkaç kargo ham petrolü Avrupalı alıcılara teslim etmek yerine Ekim veya Kasım'a erteledi. Bu kararın arkasında yatan nedenler arasında, ülkenin iç tüketimindeki mevsimsel artış, bazı rafinerilerde planlı bakım çalışmaları ve küresel arzı sıkı tutma stratejisi bulunuyor. Suudi Arabistan, OPEC+ çerçevesinde günlük üretimini yaklaşık 9 milyon varil seviyesinde tutarak fiyatları desteklemeye çalışıyor. Öte yandan, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle Yemen açıklarında seyir güvenliği riski artmış durumda; bu da Suudi ham petrolünün Avrupa'ya ulaşmasını geciktiren lojistik bir engel oluşturuyor.
Uzmanlar, ertelemelerin kısa vadeli bir arz şoku yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa'daki rafineriler, özellikle dizel ve jet yakıtı üretiminde Suudi ham petrolüne bağımlı. Alternatif kaynaklar arasında Irak, Kuveyt ve Batı Afrika yer alsa da, bu kaynaklardan temin edilecek petrolün nakliye maliyetleri daha yüksek ve teslimat süreleri daha uzun. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel petrol stoklarının son iki yılın en düşük seviyesinde olduğunu belirterek, arz kesintilerinin fiyat oynaklığını artırabileceği konusunda uyardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu'daki tansiyon, sadece Suudi sevkiyatlarıyla sınırlı değil. İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmalar, İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskılar ve Yemen'deki iç savaş, bölgedeki petrol arz güvenliğini tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor. Özellikle Husi milislerinin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, Bab-el Mendeb Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerinin rotalarını değiştirmesine neden oluyor. Bu durum, Asya'dan Avrupa'ya giden petrolün Ümit Burnu üzerinden dolaşmasına yol açarak hem süreyi uzatıyor hem de maliyetleri artırıyor.
Küresel ekonomik etkiler de kaçınılmaz. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, küresel enflasyonu yaklaşık 0,5 puan yukarı çekiyor. Avrupa Merkez Bankası ve Fed'in faiz indirim döngüsüne başlamayı planladığı bir dönemde, enerji fiyatlarındaki yükseliş para politikası kararlarını zorlaştırabilir. Gelişmekte olan ülkeler için ise cari açık ve döviz kuru üzerindeki baskı artabilir. Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, alternatif tedarik yolları arayışını hızlandırmış durumda. ABD'nin stratejik petrol rezervlerini (SPR) daha fazla serbest bırakıp bırakmayacağı da piyasaların yakından takip ettiği bir konu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının büyük bölümünü Rusya, Azerbaycan ve Orta Doğu'dan karşılıyor. Suudi Arabistan'ın sevkiyat ertelemeleri doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artıracak ve cari açığı olumsuz etkileyecektir. Ayrıca Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ticaret yollarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek için attığı adımlar (TANAP, TürkAkım, Doğu Akdeniz doğalgaz arama faaliyetleri) bu tür kriz dönemlerinde daha da kritik hale geliyor. Ortadoğu'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel diplomatik girişimlerini de yoğunlaştırmasını gerektiriyor.